Bir rampanın varlığı, binaya erişimin tamamlandığı anlamına gelmez; kaldırım, kapı eşiği, kapının açılış biçimi ve içerideki yönlendirme aynı rotanın parçalarıdır. Erişilebilir tasarım tek bir donanımı değil, baştan sona kopmayan yolu düşünür.
Bence epik sinema, tür başlığından çok çağın anlatım biçimi olarak da konuşulabilir. Altyazı’nın duyurusuna göre Kutlukhan Kutlu’nun ‘Çağını Anlatan Epik Sinema’ başlıklı semineri 26 Eylül’de başlayacak.
Teyit’in aktardığına göre Prism News vakası, gazetecilerin intihal ve hataları ortaya çıkarmasının ardından İsrail merkezli bir girişimin iki yüzden fazla yapay zekâ üretimi yerel haber sitesini kapatmasıyla anılıyor. Yerel habercilikteki boşluğu otomasyonla doldurmanın, özgünlük ve doğruluk denetimi yoksa yayıncılık sorununu çözmeye yetmediğini düşündüren bir örnek.
Kitabın sonunda yer alan bölüm, baskı ve yayım sürecine ilişkin bilgileri bir araya getirir; yayınevi, baskı tarihi, tasarım ve dizgi gibi ayrıntılar burada görünür.
Kültürel kod, bir topluluğun gündelik davranışlara, jestlere ve durumlara verdiği ortak anlamları taşıyan sessiz işaretler bütünüdür. Başka bir ülkeye taşınan kişinin yaptığı küçük bir yanlış, çoğu zaman bilgisizlikten çok bu işaretlerin değişmesinden doğar.
Sade dil, yalnız kelimelerin kolaylığı değil, bilginin sırasını da gözetmektir; koşul, eylem ve sonucu birbirinden ayıran bir metin, kısa olmasa da aranan cümleyi bulmayı kolaylaştırır. Form, katalog ya da kullanım metninde asıl yük bazen terimden değil, önemli bilginin dipnota saklanmasından çıkar. (bkz: erişilebilir tasarım)
1908'den sonra İttihat ve Terakki, gizli bir cemiyet olmaktan çıkıp Osmanlı siyasetinin başlıca iktidar odağına dönüştü; bu geçiş, adını meşrutiyet arayışıyla devlet yönetimi arasındaki gerilime bağlar.
Bir kitabı yeniden okumak da zevk için okumanın sade biçimlerinden biridir; ilk okumada olayın önüne geçen ayrıntılar, dönüşte dilin ritmi ya da çevirinin küçük tercihleri olarak görünür.
Jürgen Habermas, savaş sonrası Almanya ve Frankfurt Okulu’nun ikinci kuşağı bağlamında öne çıkan sistematik düşünürdür. Onu ahlaki vicdan olarak nitelemek ise biyografik bir veri değil, yorumlayıcı bir çerçevedir.
Hayvan özgürleşmesi, hayvanların acı çekebilmesini ahlaki değerlendirmeye dahil eden ve bu değerlendirmeyi hayvan hakları ile gıda etiğine taşıyan düşünsel çizgidir. Peter Singer’ın 1975’te sorduğu soru, bu çizginin çağdaş tartışmadaki dönüm noktalarından biri olarak anılır.
Bana göre siyasal dilin en görünmez hamlesi, sorumluyu cümlenin dışına iten edilgenliktir; bir kararın alındığı söylenip faili gizlendiğinde, cümle de sorumluluk kadar sislenir.
Hayvan sözcüğü, birbirinden farklı canlıları tek bir genel ad altında toplar; bu kapsayıcı tekillik, insanın da hayvan kavramının içinde nasıl konumlandırılacağını sorunsallaştırır. Jacques Derrida’nın hayvan üzerine düşüncesinin dikkat çektiği yer burasıdır: kelime yalnızca canlıları sınıflandırmaz, insanla diğer canlılar arasına çekilen sınırı da kurar. Hayvan, bu yüzden hem bir adlandırma kolaylığı hem de ontolojik bir ayrım aracıdır.