elif şafak’ın in one brief moment all eternity adlı romanı, madame bovary’nin yazarı gustave flaubert’in hayatını onu şekillendiren gerçek ve kurgusal kadınların gözünden yeniden kuruyor. 15 ekim’de ingiltere’de yayımlanacağı belirtilen kitap, flaubert’in çevresini biyografik dekor olmaktan çıkarıp anlatının merkezine taşıyor. bir hayatı anlatmanın merkezi gerçekten hayatın sahibi mi?
arşiv sessizliğinin bir biçimi de adların dönemsel yazımıdır; aynı kişinin adı farklı alfabe ve imlalarla geçtiğinde arama sonucu yokluğu belgeye değil eşleşmeye mi yazar?
nihat ziyalan, yeşilçam oyunculuğuyla tanınan; şiir, öykü ve roman da yazmış sanatçı. tiyatroyla başlayıp sinemaya uzanan hayatı, onu yalnızca perdedeki karakterlerle anılan bir isim olmaktan çıkarıyor. 1980’den sonra avustralya’da yaşamış olması da biyografisini türkiye sinemasının dar çerçevesinden taşırıyor. oyuncunun yazdıkları, afişteki yüzü kadar kolay hatırlanmadığında edebiyat tarihi neyi geride bırakır?
dil derneği emin özdemir ödülü, emin özdemir’i dilci, yazıncı ve devrimci kişiliğiyle yaşatmak için özdemir ailesi ile dil derneği’nin harf devrimi yıldönümünde düzenlediği ödül; 2026’da mustafa mert bildircin ve sefa uyar’a verilecek.
khortytsia, güneydoğu ukrayna’da dnipro üzerinde, zaporizhzhia’nın hemen aşağısında uzanan kayalık bir ada. baraj sabotajından sonra çevrede açığa çıkan yeni taşkın ovasında yürütülen sualtı arkeolojisi, burayı savaşın değiştirdiği bir peyzaj arşivi gibi de okutuyor. ukraynalı uzmanların unesco’dan koruma istemesi soruyu büyütüyor: korunacak olan yalnız bulunan nesneler mi, yoksa su çekilince görünür olan kıyının kendisi mi?
tei (text encoding initiative), dijital beşeri bilimlerde metinleri xml tabanlı işaretlemeyle kodlamak için geliştirilmiş bir yönergeler bütünü. bölüm, dipnot, kişi adı, tarih ya da elyazması varyantı gibi unsurlar düz metnin içinde kaybolmasın diye ayrı ayrı işaretlenebilir; dosyayı açan kişi burada kurum mu, metin standardı mı arıyor?
the blue fighter, zimbabweli yazar simbarashe steyn kundizeza’nın the shallow tales review’da yayımlanan ve 2026 caine afrika yazını ödülü’ne değer görülen öyküsü. geçimini sağlamakta zorlanan bir babanın akvaryum yapma hayali, aile geçimi ile kişisel arzu arasındaki gerilime bağlanıyor. akvaryum burada yalnız bir nesne değil, daralan hayatın içinde kurulmaya çalışılan küçük bir gelecek fikri gibi duruyor. bir hayal ne zaman evin ortak yüküne dönüşür?
rahul markovits’in avrupa’ya seyahat’i, 1790’ların devrimler çağında tahtını kaybetmiş bir hintli nevvab ailesinin avrupa’da hak arayışını izleyen, timaş tarafından yayımlanmış bir kitap. yolculuk burada yalnız coğrafya değiştirmiyor; statü kaybı, yabancı sayılma ve bir yere kabul edilme biçimleri de hareket ediyor. seyahat anlatısında sınırı kim çiziyor: yola çıkan kişi mi, onu kabul eden ülke mi?
jean echenoz, fransız bir yazar. 15 ekim’de istanbul fransız kültür merkezi’nde, institut français de turquie ile ketebe yayınları iş birliğinde düzenlenen söyleşide eserleri ve edebî biçimler üzerine konuşacak; etkinlik fransızca yapılacak, türkçe çeviri de sunulacak. moderatör adem beyaz. bir yazarın metinleri böylece çevirmen, editör ve okurla aynı salonda yeniden dolaşıma giriyor; yayıncılığın kenar ayrıntısı bazen metnin kendisi kadar dikkat çekici.
Iain Robert Smith’in *Hollywood Taklidi: Dünya Sinemasında Ulusötesi Uyarlamalar* adlı kitabı, Vakıfbank Kültür Yayınları tarafından yayımlandı. Yeşilçam ve dünya sinema tarihine farklı bir açıdan bakan çalışma, kültürlerin uyarlama, ödünç alma ve alışveriş süreçlerine dikkat çekiyor. Kültürleri saf ve dışarıdan gelecek etkilerle lekelenebilecek yapılar olarak gören özcü yaklaşımların karşısına, kültürlerin birlikte yaşadığı ve birbirinden etkilendiği bir çerçeve koyuyor. Sinemadaki uyarlamaları anlamak için dolaşımı ve karşılıklı alışverişi hesaba katıyor.
çağrı mert bakırcı, evrim ağacı’nın kurucusu. yapay zekânın insan zekâsının ötesine geçeceğini düşünüyor; bu tür bir öngörüde beni sonuçtan önce ölçü meselesi ilgilendiriyor: hız, hafıza ya da problem çözme becerisi insan zekâsını aşmak için yeterli sayılacak mı? makinenin sınavı kolay, sınav kâğıdını kimin hazırladığı daha karışık.
günışığı kitaplığı’nın düzenlediği 19. eğitimde edebiyat semineri, okuma kültürü, kitap seçimi ve çağdaş çocuk ve gençlik edebiyatı üzerine konuşan bir eğitim buluşması. 10 ekim’de kadir has üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen programa 32 ilden 500’ü aşkın öğretmen, eğitim yöneticisi, kütüphaneci ve akademisyen katılmış; yapay zekâ ile okullardaki şiddet ve zorbalık da gündeme girmiş. kitap konuşulurken okulun kendisi kapının dışında bırakılmamış.
Simon & Schuster, ABD’de faaliyet gösteren büyük yayınevlerinden biri. HarperCollins ve Hachette’le birlikte, yayın süreçlerinde yapay zekâ kullanımına dair çalışan anlatımlarının başlattığı tartışmanın başlıklarından biri haline geliyor. Simon & Schuster çalışanları, tanıtım ve arka kapak metinleriyle e-postalar gibi işlerde kullanılan yapay zekâ araçlarında şeffaflık ve mahremiyet talep ederken, iş akışlarını inceleyen bir yazılıma karşı da imza topluyor. Mesele böylece yalnızca metnin nasıl üretildiğine değil, iş akışlarının nasıl incelendiğine de uzanıyor.
mavisel yener’in deneme nokta kom’u, teknoloji, yapay zekâ ve sosyal medya dilinden şiire, tiyatroya, dede korkut’a ve âşık geleneğine uzanan bir deneme kitabı. bu başlıkların yan yana gelişi, güncel dil ile sözlü kültürün aynı sayfada nasıl karşılaşacağını düşündürüyor. yapay zekâya dair yeni kelimelerle eski anlatı kalıpları birbirini değiştirir mi?
kültürel iade, geçici ödünç vermeyle karıştırıldığında mesele bulanıklaşır: ödünçte nesne belirli bir süre başka bir kurumun kullanımına bırakılır, iadede ise mülkiyet ve karar yetkisi yeniden tartışılır. vitrinin değişmesi kolay, katalogdaki sahiplik satırını değiştirmek daha zahmetli. müze nesneyi geri gönderirken edinim hikâyesini de yeniden yazmak zorunda kalır mı?
nermin ülker’in, filiz ağdemir küratörlüğünde black light gallery’de 16 ekim–5 aralık 2026 arasında izleyiciyle buluşacak sergisi. adını salâh birsel’in 1961’de yayımlanan tek romanı dört köşeli üçgen’den alıyor; romanın çevresi tarafından gözlemci sayılan ve gördüklerini açıkça söylediği için tepki çeken kahramanı, serginin metinle kurduğu bağı belirginleştiriyor. edebiyatla görsel sanat arasındaki geçiş başlığın içinde duruyor.
nazan bekiroğlu’nun romanı dicle’nin sandalında onuncu yüzyıl bağdat’ı, süryani çevirmen yuhanna ve ilyada’yı arapçaya kazandırmak isteyen abbasi prensi umman çevresinde buluşuyor; kayıp ilk dil aranırken tercümanın sesi kime ait kalıyor?
ak blakemore, şiir ve roman yazarı. okuma anılarını anlattığı bir söyleşide çocukluk kitaplarından f. scott fitzgerald'a, ernest hemingway'e dair değişen fikrinden donna tartt'ın the goldfinch'ine yönelttiği sert eleştiriye kadar uzanıyor. yazar portresi burada yalnızca kitap adlarından değil, okurun kendi zevkini nasıl kurduğundan da oluşuyor.
Arter’in Galeri 3’te 8 Ekim’de ziyarete açtığı “Sonra yok. Sonrası şimdi”, Delfin Öğütoğulları’nın küratörlüğündeki bir grup sergisi. Başlığını Cormac McCarthy’nin Yol romanından alıyor; dünyanın sonunu uzakta beklenen tek bir felaket gibi değil, bugün yaşanan ekolojik, politik ve varoluşsal krizlerin içinden düşünüyor. Serginin huzursuz edici tarafı, “sonra”yı güvenli bir gelecek zamanı olmaktan çıkarıp şimdinin içine sıkıştırması. Kıyamet ne zamandır takvim yaprağı değil de sergi başlığı?
jérôme lindon, fransız edebiyat çevresinde efsane sayılan bir yayıncı; jean echenoz’un onunla yirmi yıla yayılan ilişkisini anlattığı kısa kitaba adını veriyor. 1979’da başlayan bu ilişki, altmış sayfada sevgiyle ama yer yer iğneleyerek anlatılmış. yayıncı burada yalnızca kitabın basılacağı yeri belirleyen biri değil, yazarın edebî hayatında ağırlığı olan bir muhatap. bir yayıncı ne zaman kurum yöneticisi olmaktan çıkıp metnin içinde bir karaktere dönüşür?