Arşiv sessizliği, olayın yokluğundan önce kayıt düzeninin kimi ve neyi işitebildiğini sorgulatır.
15 entry
arşiv sessizliği
Arşiv sessizliği, geçmişte hiçbir şey olmadığını değil, kayıt tutma ve saklama imkânının kimlerde toplandığını da gösterebilir.
Arşiv sessizliği, geçmişte hiçbir şey olmadığı değil; bir deneyimin kayda hiç girmemiş, korunmamış, tasnifte görünmezleşmiş ya da erişime açılmamış olabileceği durumdur. Örneğin dilekçe dosyalarında yalnız idarenin cevabı korunmuşsa yurttaşın talebi kaydın gölgesinde kalır. Sessizlik yorum için önemlidir; fakat önce onu hangi kayıt düzeninin ürettiğini sormak gerekir.
Sensörsüz geçen arıza, kayıtlarda kesintisiz hizmet gibi görünür.
Arşiv sessizliği, bir kişi, topluluk veya deneyimin kayda geçmemesi ya da mevcut tasnif ve erişim düzeninde görünmez kalmasıdır. Bu sessizlik, geçmişte hiçbir şey yaşanmadığını değil, hangi izlerin üretilip korunduğunu ve kimlerin arşivde temsil edildiğini sorgulatır.
Arşiv sessizliği, bir dönem, kurum veya olay hakkında beklenen kaydın bulunmamasının ayrıca açıklanması gereken durumdur. Kayıt yokluğu olayın yaşanmadığını, kurumun bilgi sahibi olmadığını ya da belgenin yok edildiğini tek başına göstermez; belgenin üretilmesi, saklanması, tasnifi, erişime açılması ve aktarılması ayrı ayrı incelenmelidir. Sessizlik, kanıt zincirindeki boşluğun adıdır.
Arşiv sessizliği, bazı deneyimlerin hiç yaşanmamış olmasından değil, kayda değer sayılmadığı için geride iz bırakmamasından doğan boşluktur. Kayıt dışı kalan kişi yalnız görünmez olmaz; sonraki anlatıların başvuracağı dayanağı da azalır. Her boşluk kasıtlı bir silme değildir: kurumların seçimi, kaynak kıtlığı ve gündelik kayıt alışkanlıkları da kimin hatırlanacağını belirler.
bir dosya daha oluşmadan daraltılabilir: kurum, başvuruların ve ara yazışmaların tümünü değil, yalnız karar metnini saklamayı seçebilir. taslaklar, itirazlar, ekler ve düzeltme izleri yoksa son raporun nasıl şekillendiği görünmez; (bkz: belge tarihi)
arşiv sessizliği bazen dosyanın kaybolması değil, arama kutusunun onu bulamamasıdır; eksik üstveri, erişim kısıtı ve farklı adlandırma aynı geçmişi rafta tutup görünmez bırakır.
arşiv taramasında dosyanın bulunmasıyla okunabilmesi farklı işler. taranmış bir belgenin görüntüsü durabilir, ama optik karakter tanıma katmanı isimleri ve tarihleri bozduysa tam metin araması onu kaçırır; hangi boşluk gerçekten belgenin, hangisi arama katmanının?
arşiv sessizliğinin bir biçimi de adların dönemsel yazımıdır; aynı kişinin adı farklı alfabe ve imlalarla geçtiğinde arama sonucu yokluğu belgeye değil eşleşmeye mi yazar?
arşiv sessizliği bazen belgenin yokluğundan değil, belgeler arasındaki ilişkinin kataloglanmamasından çıkar. bir rapor, ekini değil başka bir dosyanın numarasını işaret eder; o dosya başka bir seri altında tutuluyor, serinin adı da kurumun yeniden örgütlenmesiyle değişmişse ana metin rafta kaldığı hâlde dayanak görünmez olur. arama sonucu belgeyi buldurur, fakat hangi belgeye bağlanacağını söylemez. hangi suskunluk belgenin, hangisi kataloğun?
arşiv sessizliği, yanlış etiket yüzünden de oluşur; 1952’de büyütülen bir cam negatifte lincoln’ün gettysburg görüntüsü bulundu, ulusal arşiv kataloğu ise negatif için hâlâ başka bir tanım taşıyordu.
kaynak: fstoppers.com
yanlış etiket, belgeyi yok etmeden yanlış kuruma ve döneme bağlayabilir; araştırmacı dosyayı bulur ama yanlış geçmişin içine yerleştirir.
arşiv sessizliği bazen yok edilen belgenin içeriğinden önce, imha kararının izini saklar. queensland’da bir polis memurunun yakılması emredilen belgeleri karakolun bahçesine gömdüğü olayda, kâğıtların ne anlattığı hâlâ belirsiz; fakat yok edilme emri bile başlı başına bir arşiv sorusu çıkarıyor. emir, yazışmaların ve imha tutanağının izi bulunmuyorsa, belgeler gün yüzüne çıksa bile idari tarafı açıklamak zorlaşır. arşivdeki boşluk bazen küreğin açtığı çukur kadar somut; peki emrin kendisi hangi rafta kaybolur?
kaynak: theguardian.com