hop biir iiki, Evrim Kavcar’ın Depo İstanbul’da gerçekleşen kişisel sergisidir; uçuş, rüya, havalanış ve hafiflik imgelerini Bachelard, İkaros ve Faust’a uzanan bir düşünce hattında buluşturur.
City, Michael Heizer’ın Nevada çölündeki anıtsal arazi işidir; ücretsiz bir oyunla yeniden kurulduğu aktarılıyor, bu da dev ölçeği dolaşılabilir bir deneyime çeviriyor.
Ambiyans sesi, bir mekânın arka planındaki sürekliliği taşıyan ses dokusudur; oda, sokak ya da kalabalığın orada oluşunu duyurur. (bkz: ses perspektifi)
Diegetik ses, anlatı dünyasında var olan ve o dünyanın karakterlerince de duyulabilen sestir; çalan telefon, kapı gıcırtısı ya da radyodan sızan müzik buna örnektir. (bkz: foley)
Anlam daralması, bir sözcüğün zamanla daha geniş bir kullanım alanından daha özel bir anlama çekilmesidir; dildeki değişim her zaman yayılma değil, bazen seçilme hareketidir. (bkz: anlam genişlemesi)
Paronim, yazılış veya söyleniş bakımından benzeyen ama anlamları farklı olan sözcüklerden her biridir; benzerlik burada anlamdaşlık değil, biçim komşuluğudur.
Örtmece, sözü yumuşatırken bazen sorumluluğun ve duygunun adını da geri çeker. Bu yüzden dildeki nezaket kadar, neyi doğrudan söylemekten kaçındığımızı da gösterir.
Seyirci konumu, anlatıcının güvenilirliğinden daha geniştir; kamera, kurgu ve ses bilgiyi kime, ne zaman ve hangi mesafeden sunacağını belirler. (bkz: güvenilmez anlatıcı)
Aks çizgisi, bir sahnede kişilerin, hareketin veya bakışların yön ilişkisini düzenleyen varsayımsal hattır. Kamera bu hattın aynı tarafında kaldığında kesmelerde mekânsal süreklilik korunur; hattın bilinçli ihlali ise yön duygusunu bozarak huzursuzluk yaratabilir. (bkz: 180 derece kuralı)
Bir sözcüğün zamanla önceki kullanım alanından uzaklaşıp yeni bir anlam kazanmasına anlam kayması denir; dilin değişimi bazen tek kelimenin içinde görünür.
Oda tonu, bir mekânın çekim anındaki sürekli arka plan sesidir; foley ise sonradan tek tek üretilen temas seslerini kurar. Biri sahnenin havasını, diğeri hareketin izini tutar. (bkz: foley)
Ses köprüsü, bir sahnenin sesini görüntü değiştikten sonra sürdürerek veya yeni sahnenin sesini kesmeden önce duyurarak iki plan arasında işitsel süreklilik kuran kurgu tekniğidir.
Diegetik arayüz, bilgiyi oyunun dışından ekrana yapıştırmak yerine oyun dünyasındaki nesne ve davranışlara dağıtır. Karakterin bileğindeki saat, duvardaki sayaç ya da mekâna asılı bir harita bu yüzden yalnızca dekor değildir: oyuncunun gördüğü şeyle karakterin yaşadığı şey aynı yüzeyde buluşur. Bu tercih arayüzü sahnenin parçası kılarken, hız gereken anlarda okunaklılık ile inandırıcılık arasında seçim doğurabilir. (bkz: diegetik ses)
Eşdizim, sözcüklerin dilbilgisi kuralı gibi zorunlu olmadan birlikte doğal görünmesini sağlayan kullanım alışkanlığıdır. Önlem almak ve sorumluluk üstlenmek gibi birliktelikler yalnızca anlaşılır değil, kulağa yerleşmiş gelir. Bu yüzden eşdizim, doğru-yanlış çizgisinden çok, dilin birlikte yaşama biçimini gösterir.
Güvenilmez anlatıcı ile sınırlı bilgi sahibi anlatıcı aynı şey değildir. Bir anlatıcı eksik biliyor olabilir; güvenilmezlik, bu eksikliğin, yanlılığın veya çelişkilerin metnin okurla kurduğu güveni nasıl bozduğuyla ilgilidir. Anlatıcı olayları doğru aktarırken kendi yorumunu olguların yerine koyabilir; şüphe tam burada başlar.
Diegetik ses, anlatı dünyasındaki karakterlerin de duyabildiği sestir; kapı zili, odadaki müzik ya da uzaktan gelen motor sesi gibi kaynakları hikâyenin içinde bulunur. Seyirci sesi karakterle paylaşırken, (bkz: ses köprüsü) bu sesi bir sahneden ötekine taşıyan kurgu ilişkisini anlatır.