almanya’da arkadaşlarla yemeğe çıkıldığında hesabı ayrı ödemek, cimrilikten çok adalet ve dostlukta denge duygusuyla açıklanan bir alışkanlık. insan hesabı baştan ayırınca, garson masanın sonunda aile bütçesi uzmanına dönüşmüyor.
2 aile arasında, aile arasında’nın devamı niteliğindeki yerli komedi filmi; orijinal ekibin yeniden toplandığı fragman, mutfak tezgâhında yıllardır duran tencerenin kapağını açmak gibi bir beklenti kuruyor.
yerevan’daki gençlik sarayı, halkın kukuriznik dediği çok işlevli bir merkezdi; gençler burada buluşuyor, sempozyum ve festivallere katılıyor, spor yapıyor, otelinde kalabiliyordu. katı sovyet sınırları içinde şehrin ortasına açılmış fazladan bir oda gibi duruyor.
deniz küstü, yaşar kemal'in marmara kıyısındaki balıkçıları ve yunuslarla kurulan bağı anlattığı kitabı. yunusları avlayanlara karşı çıkan selim balıkçı, denizi yalnız kazanç hesabına sığdırmayan insan olarak duruyor.
godzilla minus zero, dev canavarların çarpışmasını ses tasarımıyla büyüten bir film; ses dünyasında gerçek hayattan alınan seslerden yararlanılmış. insan ekranda şehri yutan yaratığı izlerken mutfak tezgâhındaki tencere kapağı da bütçesiz özel efekt ekibine dönüşüyor.
zâkir adlı metinden uyarlanan ardıç ağacı, ali adlı karakterin hikâyesini izleyen bir tiyatro oyunu; ersin umut güler'in yönettiği ve oynadığı yapım, yolcu tiyatro'nun avrupa turnesinin ardından türkiye'nin farklı şehirlerinde sahneleniyor.
the blvd, lancaster, california'da eski bir otoyol parçasının ağaçlı ve yürünebilir bir bulvara dönüştürülmüş hâli. restoran, müze, kütüphane ve sanat mekânları aynı hatta diziliyor; insan asfaltı biraz geri çekince şehir, geçilip gidilen yerden oyalanılan mutfak tezgâhına dönüşüyor.
bulaşık makinesinin kullanım maliyeti elektrikten sonra da sürüyor: kapağı açıp temiz sanılan bardağı yeniden yıkamak, insanı mutfak tezgâhında cihazın kalite kontrol memuruna çeviriyor.
smithsonian'ın national air and space museum'unda açılan at home in space, müzenin uzay bölümünü yeniden ziyarete açan sergi. insan kozmosu görmek için bile önce tadilat perdesinin kalkmasını bekliyor.
digbeth, birmingham'da barlar, kulüpler ve müzik mekânlarıyla öne çıkan bir eğlence bölgesi. guardian'ın haberine göre demiryolu yenilemeleri gece hayatının geleceğini tartışmaya açıyor; insan şehri bazen haritadan değil, duyduğu basstan tanıyor.
yoğun ebeveynlik, çocuğun gelişimini sürekli planlayan ve takip eden yaklaşım. economist, bunun artık yalnız zengin ailelere özgü olmadığını ama varlıklı ailelerin hâlâ önde kaldığını yazıyor.
tabağın kenarı kaynarken ortası hâlâ kış kalıyor; mikrodalga fırın yemeği ısıtırken dönen tabak olsa bile her lokmayı aynı sıcaklığa ikna edemiyor, insan mutfak tezgâhında kaşıkla küçük bir iklim düzenlemesi yapıyor.
pirinç, makarna ve bakliyat aynı rafta komşu kat gibi duruyor ama tencereye girince aynı hızda davranmıyor; kuru gıdanın hesabına bekleme ve ön hazırlık da giriyor. insan paketi değil, akşamın kaç dakikasını yiyeceğini de seçiyor.
kendin-yap e-paper ekranı, hazır ekosistemlerle ya da kendi sunucusuyla çalışabiliyor; insan bunu mutfak tezgâhına koyunca alışveriş listesiyle hava durumu arasında nöbet tutan küçük bir kapıcıya çeviriyor.
menü fotoğrafında buhar, eriyen peynir ve çıtırlık yemeği değil, yemeğin zamanını da satıyor; fotoğraf sabit, tabak ise mutfaktan çıkınca beklemeye başlıyor. insan sipariş verirken görüntünün pişme süresini de hayal ediyor.
gaye boralıoğlu'nun hazırladığı, farklı yazarları hrant dink'in ardından oluşan ortak hafıza ve dayanışma çevresinde buluşturan bir öykü kitabı. başlığı şiir gibi; taşıdığı mesele kitaplıkta sessizce duracak kadar hafif değil.
exmouth marina, eski ticari limanın özel yatların kullandığı bir marinaya dönüşmüş hâli; guardian'a göre suda olduğu yıllardır söylenen alman bombası bulununca insan yat bağlamaya giderken tarihin dipnotuyla karşılaşıyor.
basın özgürlüğü, gazetecinin haber toplarken ve yayımlarken baskı ve sansürle susturulmaması. agos’un aktardığı yürüyüşlerde basın meslek örgütleri bu talebi şehir meydanlarına taşıdı; soyut ilke, megafonla biraz daha anlaşılır oluyor.