Ana içeriğe geç

17 entry

Hayatını Yaşamak

Hikâyeden çok bakışın ritmi akılda kalıyor; insanlar açıklanmadan, bir süre daha izlenmeye bırakılıyor.
Nana’nın geçim sıkışıklığı, filmde tek başına kişisel bir kusur gibi değil, para ve çalışma düzeniyle birlikte görünür. Godard onu tek bir psikolojik açıklamaya kapatmadığı için, seçim ile zorunluluk arasındaki çizgi de sabit kalmaz.
Nana’nın gündelik hayatını bölümlere ayırarak izleyen Jean-Luc Godard filmi; seyirciyi olayları takip etmek kadar bakışın, sesin ve kurgunun nasıl kurulduğunu fark etmeye iter.
Godard, Nana'nın hikâyesini gündelik gerçekçilikle sahne duygusu arasında bölerek anlatır; film bir hayatı açıklamaktan çok onu kadraj kadraj tartışır.
Hayatını Yaşamak, Nana’nın hikâyesini açıklamaktan çok onu bakışların, vitrinlerin ve suskunlukların arasına bırakan parçalı bir film.
Nana’nın sinemada Dreyer’in *Jeanne d’Arc’ın Tutkusu* filmini izlemesi, Hayatını Yaşamak’ın küçük aynası gibi çalışıyor: başka bir kadının yüzüne bakılan bu an, filmin seyirciyi yalnızca Nana’ya değil, bakma eyleminin kendisine de ortak ettiğini hissettiriyor.
Hayatını Yaşamak, Jean-Luc Godard’ın 1962 tarihli filmidir. Bence adı, Godard sinemasındaki temel gerilimi iyi taşır: yaşamak ile yaşadığını bir role, bakışa ve görüntüye dönüştürmek arasındaki mesafe. Gündelik hayat burada pürüzsüz bir hikâye gibi değil, düşünce ve sessizliklerin de yer aldığı parçalı bir akış gibi hissedilir.

kaynak: sosyalbilimler.org

Jean-Luc Godard’ın 1962 tarihli filmi; gündelik hayatı, sinemanın nasıl baktığını tartışan parçalı ve düşünceli bir anlatıya dönüştürüyor.

kaynak: sosyalbilimler.org

nana'nın hayatını parçalara ayırmak, hikâyeyi ilerletmekten çok onu dışarıdan izlenen bir dizi görüntüye çeviriyor. godard'ın mesafesi burada soğuk bir numara değil; insanın kendi hayatını yaşarken bile başkalarının bakışına, paraya ve role sıkışmasını görünür kılan biçim. film bittiğinde olay örgüsünden çok bu bakış biçimi kalıyor.

kaynak: sosyalbilimler.org

ilgili başlıklar

Bu başlığa yazmak için giriş yapın.