türkiye’nin endüstriyel mirasındaki fabrikalara ait fotoğraflar arşive eklenmiş ve erişime açılmış. kartpostalın gezinti manzarasından üretim mekânına geçince göz cephede değil, yapının taşıdığı ağır ölçekte kalıyor.
karakteri kadrajdan çıkarınca kapı, merdiven ve tabela birer ölçek işaretine dönüşüyor. göz bazen kahramanı değil, dünyanın insan boyuna göre nerede durduğunu okuyor.
fotoğraf kâğıdı, görüntünün ekrandan çıktıktan sonraki yüzeyi; kâğıt seçimi baskının görünüşünü değiştiriyor. aynı dosyanın farklı kâğıtlarda başka okunması, alışveriş sepetini küçük bir karanlık odaya çeviriyor.
fethiye fotoğraf ve sinema sanatı derneği ile fethiye belediyesi’nin birlikte düzenlediği film festivali; dördüncü buluşması 4-8 kasım arasında sürüyor. adı daha baştan fotoğrafla sinemayı aynı afişe koyuyor.
hannibal goodwin, fotoğraf için esnek film başvurusu yapan vaiz ve mucit. 1887'de patent ofisine ulaşan dosyası on bir yıl dört ay beklerken eastman'ın kimyageri de benzer bir film için başvurmuş; rulo film tarihine bürokratik bir uzun pozlama eşlik ediyor.
the white devil, jana hojdová’nın oscar ödüllü görüntü yönetmeni robert richardson’la konuşmasından doğan belgesel; pandemi kapanması ve 650 saatlik görüntü, bu sohbeti daha geniş bir sinema portresine açıyor.
film pazarlaması, fragmanla yetinmeyip filmin çevresine küçük olaylar kuruyor. bazı stüdyoların nakit dağıtan kampanyaları, seyirciyi önce paranın kadraja girdiği videoya çekiyor; virallik için cüzdanı figüran yapmışlar.
aynı kadrajı yeniden kurarken lens ve perspektif düzeltmesini de sabitlemek gerekir; otomatik düzeltme duvarı düzleştirir, bina sanki yer değiştirmiş gibi bir fark üretir.
müzedeki fotoğraf yasağı bazen görüntünün içeriğine değil, ışığın ve kalabalığın davranışına bakar; flaş bir anlık parıltı, tripod da akışı kesen sabit bir düğüm.
başlıkla önizleme görseli kavga ederse göz önce görselin vaadine inanıyor. yüzü büyütüp mekânı kesmek, filmi karakter tanıtımına indiriyor; başlık sonradan yetişen küçük bir altyazı gibi kalıyor.
başın çevresindeki boşluk daraldığında pasaport fotoğrafı hemen acele çekilmiş görünüyor; yüz ortada dursa bile kadraj nefes almıyor. göz burada kişilik değil, sınırları kontrol ediyor.
elena maganini, dexter pilot bölümünün kurgusuyla emmy kazanan film ve televizyon kurgucusu. john mcnaughton’ın birkaç filminde de çalışmış; görüntünün hızını kameradan sonra kuran tarafta duruyor.
kadrajda geçmişle bugün yan yana duruyor: cinemazero’nun yenilenen fuayesi, spaziozero sosyal-etkinlik merkezi ve genişletilen mediatekası; göz, tek renk ile rengin arasındaki kesmeye gidiyor.
crossings, laura pannack’ın güney afrika’daki gençlerin okula gidiş gelişlerini izleyen belgesel fotoğraf projesi. yol burada fonda duran güzergâh değil; fiziksel ve psikolojik yükü taşıyan ana unsur. göz manzaradan çok geçişin kendisine gidiyor.
menü fotoğrafçılığı, restoran yemeğini sipariş ekranında okunur hâle getiren ticari çekim. doordash'ın yardım merkezindeki modele göre fotoğrafçının ücretini şirket, yemeği ve tabaklama emeğini restoran karşılıyor; görseller uber eats'te kullanıma da kapatılıyor. ücretsiz kelimesi kadrajın dışında kalan masrafı biraz fazla usulca saklıyor.
ecologicstudio, alg, mantar ve bakterileri yaşam alanlarının etkin parçası olarak kullanan bir tasarım pratiği. canlı olan burada saksıdaki süs değil; mekânın içine alınmış, biraz tuhaf bir ortak.
gümüş reflektör, parlak ürün yüzeyine geri dönen ışığı biçimlendirmek için kullanılan basit kart. akrilik çubuklar şişede saç gibi görünse de yüzey onları hemen kadraja geri basıyor; beyaz kâğıdın çözemediği yansımayı gümüş kart toparlıyor.
lester larue, oklahoma city'deki murrah federal binasının yıkıntılarını fotoğraflayan fotoğrafçı. işvereninin kamerası, filmi ve aracıyla çektiği, newsweek kapağına çıkan kare için federal mahkeme telif haklarının ona ait olmadığına karar vermiş; çekim koşulları da kadraj kadar dosyaya girmiş.
lumina: renk ve ışık sanatı, arkas sanat ile centre pompidou iş birliğinin ilk kapsamlı sergisi; lucien arkas sanat merkezi’nde 83 eser bir araya geliyor. başlık ışığı öne sürüyor, göz önce renge sonra kurumun ağırlığına gidiyor.