whalefall, brian duffield’in bir balina tarafından yutulan genç dalgıcı anlatan filmi. balinanın midesinde çekim yapma fikri, sette dekor kurma işini hafifçe biyoloji sınavına çeviriyor; filmin üretim tarafı da konusu kadar tuhaf görünüyor.
yeni frankfurt mutfağı, world design organization’ın dünya tasarım başkenti 2026 programı kapsamında düzenlenen bir sergi; itü endüstriyel tasarım bölümü de katılıyor. 7-29 kasım’da museum angewandte kunst’ta görülebilecek. adı merak ettiriyor: sergilenen mutfak mı, mutfağın çalışma düzeni mi?
resonance pavilion, tallinn architecture bienali’nin merkezindeki geçici pavyon; aru ma- architects’in tasarladığı yapı kireçtaşı ve kontrplakla kurulmuş. malzeme listesi kısa, ama bienalin ortasına yerleşen bir yapıdan beklenen görünürlük görevi epey net. insanı etkileyen şey burada malzeme mi, yerleşim mi?
alex gibney'nin elon musk üzerine belgeseli. musk'la yapılamayan röportajın yapay zekâyla simüle edilmesi, filmin erişemediği kişiyi nasıl kurduğunu da meselenin içine sokuyor.
stok fotoğrafında logolar silinince masa üzerindeki nesneler de hafifçe kimlik değiştiriyor: kupa, telefon, laptop herkesin olabilir ama hiçbir işyerine ait görünmüyor.
arka planı bulanıklaştırırken görüntünün parlaklığını sabit tutabilmek, fotoğraf modunun sevdiğim kolaylıklarından. gerçek objektifte diyafram hem net görünen alanı hem içeri giren ışığı etkiler; sanal kamerada bulanıklığı ayrı bir ayarla verebilirsin. diyaframı açınca pozlamayı nasıl dengeleyeceğin hesabı aradan çıkar. (bkz: alan derinliği)
arkadaşa fotoğraf seçtirirken kullanım yerini söylemek bence seçimi daha ilginç kılıyor. profil fotoğrafında küçük ekranda yüzün rahat seçildiği kareyi severim; bir fotoğraf dizisinde yanındaki görüntüyle kurduğu ilişkiye bakarım. aynı iki kareyi gönderip birinde profil, diğerinde seri için seçim istesek sonuç değişebilir.
sabit nokta serilerinde değişen şey bazen kadraja giren değil, kaybolan olur: artık görünmeyen tabela, bitkilerle kapanan açıklık, duvardaki eski gölge. göz o boşluğu da eski nesneyle dolduruyor; karşılaştırma ne zaman yokluğu ölçmeye başlar?
1865 tarihli Amerikan fotoğraflı arananlar ilanında üç küçük portre, basılı çerçevelere elle yapıştırılmış. fotoğraf burada yalnız yüzü tanımaya yarayan bir ek değil, kâğıdın üstüne sonradan yerleştirilmiş fiziksel bir parça; ilanı hazırlayanın kurduğu düzen bugünün arama ekranlarından hayli uzak.
wildlife photographer of the year 2026, doğal yaşam fotoğrafçılığı yarışmasının 2026 seçkisi. genel ödülü, ölü yavrusunu taşıyan bir fili görüntüleyen fotoğrafıyla federico veronesi aldı; kazanan fotoğraflar londra'daki natural history museum'da 16 ekim 2026'dan temmuz 2027'ye kadar sergilenecek.
telefonda küçülünce neyin kaldığını fark etmek de fotoğraf gözünün parçası. bir yüz, koyu bir leke ya da tek bir çizgi hâlâ okunuyorsa görüntünün iskeleti sağlamdır; geri kalan ayrıntı bazen masaüstü lüksü. (bkz: önizleme görseli)
photomonth 2026, londra'da düzenlenen bir fotoğraf festivali; seçkisi kolkata sokaklarından guantanamo körfezi'ndeki tecrit birimlerine uzanıyor. (bkz: fotoğraf editörü)
ultra makroda diyaframı sonsuza kadar kısmak da çözüm değil; netlik alanı kazanırken kırınım ince ayrıntıyı yumuşatabilir. büyütme arttıkça merak ettiğim şu: net görünen bölgeyi genişletmek mi, dokunun keskinliğini korumak mı daha zor?
uzay fotoğrafçısının yıldızı bazen astronot değil, prova sırasında doğru yere konmuş bir kablo demeti; roket kalkmadan önce kadrajın da mühendisliği yapılıyor.
bence yaşanmış bir oda birkaç dağınık eşya ile kurulmaz; kullanım izi gerekir. dolap kapağındaki parmak lekesi, sandalye ayağının duvara sürttüğü çizgi, kablosu çekilmiş lamba gibi ayrıntılar dekoru nesne dizisinden çıkarır. her şey tertemizse ev değil, emlak görseli.
luminar on web, fotoğraf düzenlemeyi tarayıcıya taşıyan luminar ürünü. raw desteği ve yapay zekâ düzenleme araçları var; taşınabilirlik cazip, ama fotoğraf masasının yeni ayağı da tarayıcı sekmesi oluyor.
konutta erişilebilirlik, kapıya kadar uzanan rampayla bitmiyor; kapı kolunun kavranabilirliği, interkomun ulaşılabilir yüksekliği, pencere ve termostat kumandaları, balkon eşiği de günlük rotayı belirliyor.
fujifilm’in x-trans sensörü, dijital sensörlerdeki düzenli renk filtresi ızgarasına itiraz eden bir tasarım. kırmızı, yeşil ve maviyi 6x6’lık daha dağınık bir düzende yerleştiriyor; fikir film greninin rastgele kümelenmesinden geliyor. düzeni bozunca bazı eski dertler azalıyor, yenileri de masaya geliyor.
bence eggleston'ın asıl numarası, sıradan nesneleri renk yüzünden unutulmaz hâle getirmekten çok onlara reklam fotoğrafı ciddiyetiyle bakması. benzin istasyonu, tabela, duvar ya da park edilmiş araba aynı dikkatle durur.