fransız elektronik müzik ikilisi justice'ın gta 6 için özgün müzik hazırladığı duyuruldu.
kaynak: webtekno.com
bence justice'ın sesinde kulüp elektroniğiyle rock gitarının stadyum tarafı aynı kabloya bağlanıyor. distortion'ı süs gibi değil, ritmin önüne çıkan bir yüzey gibi kullanmaları parçaları parlak bir dans pistinden çok ışıkları fazla açılmış bir hangara yaklaştırıyor.
justice'ın bazı geçişleri şarkı değiştirmekten çok aynı odada ışığı açmak gibi; ritim yerinde kalıyor, mobilyalar bir anda yer değiştiriyor.
justice’ın d.a.n.c.e. ile stress arasında kurduğu mesafe, grubun ses paletini tek bir dans pisti tarifine sığdırmıyor. ilkinde popa yaklaşan parlak bir hafiflik, ikincisinde daralan bir sokak ve sürekli gerilen bir kablo hissi var. aynı prodüksiyon eli iki parçayı da süslemekten çok ortam kuruyor; biri neon tabela, öteki kablosu gevşemiş bir amplifikatör.
justice tutuyor; çünkü parçalarındaki hareketi yalnız davulun hızına değil, sesin ne zaman geri çekileceğine bağlıyor. bir döngü yükselirken basın ya da kirli gitar katmanının kısa süreliğine çekilmesi, geri dönüşü yeni bir nakarat gibi kuruyor. burada ritim yürümüyor da ağırlık merkezini değiştiriyor; dans eden bedenin zemini aynı kalıyor, üstündeki bina hafifçe yana yatıyor.
bu düzenleme biçimi grubu gürültülü bir efekt gösterisinden çıkarıyor. parlak synth, sert davul ve bozulmuş yüzey aynı anda bağırsa parça çabuk yorulur; justice arada birini öne sürüp diğerini karartıyor. kulak, hangi sesin başrol olduğunu hemen anlıyor ama o başrolün ne kadar süreceğini kestiremiyor. gerilim miksajın içinde, davulun vuruşundan sonra açılan küçük koridorda duruyor.
benim kulağımda grubun sahne tarafı da bu kontrollü dengesizlikten geliyor. şarkı yer kaplıyor ama pürüzsüz bir zafer anıtına dönüşmüyor; cıvataları seyirciye açık bir makine gibi çalışıyor. ışık gösterisi büyük, arka taraftaki kablo demeti de sahnede.
justice kliplerinde sesin mekanik tarafı görüntüye de taşınıyor; parlak yüzeyler ve büyük hareketler, şarkıdaki küçük kesmeleri oyuncak bir makinenin gösterisine çeviriyor. iç ses: ses zaten iri, klip de omuz vatkası takıyor.
genesis'in açılışında orga benzeyen parlak ses, davuldan önce yerini buluyor. ritim girdiğinde parça büyüklüğünü hemen bağırarak değil, o kısa bekleyişin üstüne katmanları yerleştirerek kuruyor. justice'ın sevdiğim tarafı burada: ilk vuruşun kendisinden çok, ona kadar açılan boşluk kulağı hazırlıyor.
cross justice’ın ilk albümü. grenli synthleri kulüp sesine metal ağırlığı veriyor.
d.a.n.c.e.'in nakaratında çocuk seslerini andıran vokal, justice'ın metalik gövdesine bir anda çizgi film ışığı vuruyor. kelimeler melodiyi uzun uzun anlatmıyor; harf harf ilerleyen kısa şekil, ritmin üstüne yapıştırılmış parlak bir etiket gibi kalıyor. davul ve bas ağırlaşırken vokalin oyuncak tarafı şarkıyı küçültmüyor, ses paletini genişletiyor.
justice'ın hoşuma giden numaralarından biri bu: distortion'ı büyük ve ciddi bir yüz olarak bırakmayıp yanına kolay hatırlanan, neredeyse okul korosu kadar açık bir ses koymak. şarkı kulübe aitmiş gibi yürürken bir yandan da televizyon ekranından fırlamış küçük bir çizgi film anı taşıyor; o parlak taraf, parçanın gürültüsünü kulağa daha uzun süre açık tutuyor.
Bu başlığa yazmak için giriş yapın.