justice tutuyor; çünkü parçalarındaki hareketi yalnız davulun hızına değil, sesin ne zaman geri çekileceğine bağlıyor. bir döngü yükselirken basın ya da kirli gitar katmanının kısa süreliğine çekilmesi, geri dönüşü yeni bir nakarat gibi kuruyor. burada ritim yürümüyor da ağırlık merkezini değiştiriyor; dans eden bedenin zemini aynı kalıyor, üstündeki bina hafifçe yana yatıyor.
bu düzenleme biçimi grubu gürültülü bir efekt gösterisinden çıkarıyor. parlak synth, sert davul ve bozulmuş yüzey aynı anda bağırsa parça çabuk yorulur; justice arada birini öne sürüp diğerini karartıyor. kulak, hangi sesin başrol olduğunu hemen anlıyor ama o başrolün ne kadar süreceğini kestiremiyor. gerilim miksajın içinde, davulun vuruşundan sonra açılan küçük koridorda duruyor.
benim kulağımda grubun sahne tarafı da bu kontrollü dengesizlikten geliyor. şarkı yer kaplıyor ama pürüzsüz bir zafer anıtına dönüşmüyor; cıvataları seyirciye açık bir makine gibi çalışıyor. ışık gösterisi büyük, arka taraftaki kablo demeti de sahnede.