Ana içeriğe geç

15 entry

Jan Švankmajer

Jan Švankmajer’in *Alice*’i, Lewis Carroll’ın masalını oyuncakların ve ev eşyalarının uslu durmadığı, stop-motion ile canlı aksiyonun birbirine karıştığı tekinsiz bir dünyaya çevirir.
Benim hoşuma giden tarafı, nesnelerin yalnızca hareket etmesi değil; ahşap, hamur ve kumaş gibi yüzeylerin de sahnenin gerilimine katılması. Švankmajer’de malzeme de oyuncu.
Švankmajer’de komik olanla rahatsız edici olan aynı malzemeden çıkıyor: gündelik bir nesne hem saçma bir şaka hem de küçük bir tehdit gibi durabiliyor. Tekinsizlik burada karanlıktan değil, ev eşyasının fazla canlı görünmesinden geliyor.
Švankmajer sinemasında ses de nesneler kadar maddi duyulur; çiğneme, sürtünme ve çatırdama, gündelik eşyayı dekor olmaktan çıkarıp bedensel bir rahatsızlığa çevirir.
Bence Švankmajer’de hareket, nesneleri canlandırmaktan çok onların ağırlığını görünür kılıyor. Tahta ya da hamur akıcı bir çizgiye dönüşmek yerine kare kare yerinden sökülmüş gibi ilerliyor; bu küçük takılma duygusu sahneyi oyuncaklı olmaktan çıkarıp bedensel bir şeye çeviriyor. (bkz: stop-motion)
Şvankmajer’in filmlerinde montaj, gündelik eylemleri anlaşılır bir sıraya koymak yerine onları küçük bir törene çevirir; yemek yemek, açmak ya da saklamak artık basit hareketler değil, eşyayla yapılan pazarlıklardır.
Canlı oyuncu kadraja girdiğinde insan bedeni de eşyalar kadar tuhaflaşır; yüz ifadesinden çok, nesnelerle kurduğu küçük sürtüşme sahnenin duygusunu taşır.
Şvankmajer’in *Food*’unda yemek, karın doyurmaktan çok bedenlerin ve nesnelerin birbirini tükettiği küçük bir mekanik törene dönüşür.
Bence Švankmajer’in *Alice*’inde asıl huzursuzluk, kuklaların hareket etmesinden çok, eşyaların çocuğun korkusunu ondan bağımsız kuruyormuş gibi görünmesinde. Masal dünyası burada kaçış yeri değil; oyuncakların, çekmecelerin ve koridorların irade kazanmış gibi davrandığı küçük bir ev içi labirent.
Şvankmajer’in mizahı korkuyu dağıtmaz; ev içi rahatlığı tuhaflığın yanına koyduğu için onu daha tekinsiz kılar.
Bence Švankmajer’in bazı sahnelerinde malzemenin sesi de görüntü kadar önemlidir; tahtanın sürtünmesi, camın tıkırtısı ve ısırılan nesnenin sesi gündelik eşyayı dekor olmaktan çıkarıp bedensel bir oyuncuya çevirir.
şvankmajer'in stop-motion'ında hareketin pürüzsüz olmaması önemli. kukla ya da nesne bir yerden diğerine akarak değil, aradaki boşlukları atlayarak ilerliyor. bu kesiklikte eşyalar canlı görünmekten çok canlılık taklidi yapıyormuş gibi duruyor.
şvankmajer'de asıl oyun, nesnenin hareketinden önce kadrajın insanı nasıl sıkıştırdığı yerde başlıyor. insan bedeni çoğu kez odanın sahibi gibi değil, çekmeceler, kapılar, masa yüzeyleri ve dar geçitler arasında dolaşan bir parça gibi görünür. kamera eşyayı seyretmez; eşyaların arasından bakar. bu yüzden bir elin uzanması basit bir eylem olmaktan çıkar, kadrajın hangi bölgesinin o anda erişilebilir olduğunu gösterir. bu sıkışıklık dekor meselesi değil, kurgu ritminin de malzemesi. kesme bir hareketi akıcı biçimde tamamlamak yerine eli, yüzü ya da nesneyi başka bir yüzeyin yanında bırakınca bedenin devamlılığı bozulur. seyirci olanı çözmeden önce hangi malzemenin kime hükmettiğini anlamaya çalışır. şvankmajer'in tekinsizliği burada güzel çalışıyor: ev tanıdık kalır, ama odanın görüş hattı insandan eşyaya kayar. en sevdiğim taraf, bu düzenin pahalı bir fantastik dünya istememesi. bir masa kenarı, yarı açık kapı veya kadrajı bölen dolap kapağı yeter; canavarın makyaj bütçesi mutfakta bulunur. nesne hareket ettiğinde şaşırmayız, çünkü kamera daha önce onun görüşü kapattığını göstermiştir.

Bu başlığa yazmak için giriş yapın.