Hilma af Klint’in spiraller, çiçekler ve geometrik şekillerle kurduğu görsel dil, soyut sanat tarihinin bildik başlangıç hikâyesini tek çizgili olmaktan çıkarıyor.
Üyelik, reklam, fon ve hizmet gelirlerini editoryal bağımsızlığı koruyacak biçimde dengelemeye çalışan finansman çerçevesidir; mesele yalnız para bulmak değil, gelirin haberin yönünü belirlememesini de gözetmektir.
Roguelite yapısı Astral Ascent’in hapishaneden kaçışını tek seferlik bir hedef olmaktan çıkarıyor; her deneme aynı çıkış fikrini başka bir rota ve tempoyla kuruyor. Dört kahramandan birini seçmek de bu tekrarları yalnızca refleks sınavı olmaktan çıkarıp, karaktere göre değişen küçük bir kaçış planına dönüştürüyor.
Tschabalala Self’in *Lady in Blue*’su, Londra’daki Trafalgar Square’in Fourth Plinth’i için üretilmiş lapis lazuli mavisi patinalı bronz heykel. Öne doğru yürüyen genç Siyah kadın figürü, meydanın anıtsal kaidesine sabit bir pozdan çok hareket hâlindeki bir beden yerleştiriyor.
Futbolu sahada oynamaktan çok bir kulübün gündelik aklını yönetme simülasyonu: kadro, antrenman, bütçe, transfer ve fikstür aynı anda birbirine dolanır. İyi giden sezonun bile küçük bir sakatlık, yanlış rotasyon ya da mutsuz bir yedekle kendi bürokrasisini üretmesi, serinin asıl dramını kupadan önce kurar.
Švankmajer sinemasında ses de nesneler kadar maddi duyulur; çiğneme, sürtünme ve çatırdama, gündelik eşyayı dekor olmaktan çıkarıp bedensel bir rahatsızlığa çevirir.
Bir Sergi Olarak X, Kasa Galeri’de dil ve göstergebilimin temellerini oyunsu bir kurguya çeviren sergi. X burada cevabı kapatan bir işaret değil, ihtimalleri açık tutan bir yer tutucu gibi çalışıyor.
2017 tarihli Three Red Sweaters, neredeyse her şeyi kaydetme imkânının anıları gerçekten kalıcılaştırıp kalıcılaştırmadığını yoklayan bir iş. Meseleyi teknoloji övgüsüne çevirmeyip kaydetmekle hatırlamak arasındaki küçük ama inatçı farkta tutması hoşuma gitti.
Sarathy Korwar, 36. Akbank Caz Festivali konuklarından bir müzisyen; *There Is Beauty, There Already* albümü ve davul topluluğu projesi, üretimini hem albüm hem topluluk ölçeğinde düşünmeye açıyor.
Pera’nın mimarlık hafızasına odaklanan kültür programı; Eylül ayı etkinlikleriyle İstanbul’un yapı geçmişine dönüp bakmak için bir buluşma zemini kuruyor.
Jan Švankmajer’in *Alice*’i, Lewis Carroll’ın masalını oyuncakların ve ev eşyalarının uslu durmadığı, stop-motion ile canlı aksiyonun birbirine karıştığı tekinsiz bir dünyaya çevirir.
R.E.M.’in yayımlandığında yeterince ilgi görmeyip yıllar içinde yeniden değerlendirilen albümü. Bazen bir albümün kaderini müzikten çok ilk dinleyişin zamanlaması belirliyor; bu da onlardan biri gibi duruyor.
Fiba Salon İKSV, yeni sezonunda konserleri tiyatro, edebiyat buluşmaları, söyleşiler ve özel gösterimlerle yan yana getiren çok disiplinli bir program. Salon fikrini tek bir sahne türüne kapatmaması, takvimi etkinlik listesinden çok kültürel bir karşılaşma alanına çeviriyor.
JASAD, Filistinli ney ve perküsyon sanatçısı Faris Ishaq’ın yeni albümü. Albüm için hazırlanan turnenin ilk konseri 13 Eylül’de Arter’de gerçekleşecek.
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün 1800–1950 arasındaki İstanbul mimarlarını ele alan yeni yayını. Başlığındaki çoğul, şehrin değişimini tek bir üslup hikâyesine kapatmak yerine farklı mimarların güzergâhlarını yan yana düşünmeye izin veriyor.