Kaz Dağları’nı yalnızca temsil edilecek bir manzara değil, araştırma, üretim ve paylaşımın birlikte yürüdüğü bir çalışma alanı olarak ele alan sanat programı.
Tahnitlenmiş gopher'larla artık var olmayan bir yerin hafızasını koruyan müze; küçük bir kasabanın kaybolduktan sonra bile kendine vitrin kurabilmesi, tuhaflığını hüznünden ayırmıyor.
Mülkiyeliler Birliği’nin açık hava film gösterimleri, sekizinci yılında Günlerimiz seçkisiyle sinemayı salon dışındaki ortak bir izleme deneyimine taşıyan bir program.
Grafik tasarım odaklı arşiv ve araştırma süreçlerini tartışmaya açan program; Salt’ı yalnızca işlerin görüldüğü bir yer değil, tasarım bilgisinin nasıl biriktirildiğinin konuşulduğu bir masa gibi düşündürüyor.
Mayıs Rukel’in İthaki’den çıkan ilk romanı; fantastik dünyasını ormanı başlangıç noktası alarak kuruyor. Adı gibi, güneşle gölge arasında kendi havasını taşıyan bir kitap.
Dilican’da müzikten gastronomiye, el sanatlarından yerel markalara uzanan ücretsiz programıyla çağdaş Ermeni kültürünü bir araya getiren festival. İlk kez düzenlenmesi, tek bir disiplinin vitrini olmaktan çok güncel kültürün farklı gündelik yüzlerini aynı yerde buluşturan bir karşılaşma duygusu veriyor.
Bozcaada’daki üç güne yayılan konser programının çerçevesini bu yıl geçicilik teması oluşturuyor; müzik, sahnede başlayıp biten bir dizi olmaktan çok gelip geçen bir ada karşılaşması gibi duruyor.
İnci Aydın’ın Renklerin Diyojen’i kitabında yaşamı ele alınan ressam; resmî tarihin dışında bırakılmış bir hayatın yeniden nasıl okunabileceğini düşündürüyor.
Widelux, Steve Gullick’in deneyimleri ve yeni sürüm fikirleriyle yeniden gündeme gelen bir kamera; fotoğrafçının bakışını biçimlendiren bir alet olarak akılda kalıyor.
Split diopter, aynı kadrajda birbirinden uzak iki düzlemi net tutarken görüntüyü hafifçe yapaylaştırır; karakterlerin ve nesnelerin aynı anda keskinleşmesi, gözün bakışını doğal değil bilinçli bir koreografiyle dolaştırır.
İBB Kültür tarafından hazırlanan seçkileri ücretsiz gösterimlerle seyirciyle buluşturan sinema; Beyoğlu'nda film izlemeyi yalnızca vizyon takvimine değil, şehir içindeki düzenli buluşmalara da açan bir program gibi duruyor. Bu seçkilerin ücretsiz olması, en gösterişli değil en işe yarar tarafı olabilir.
İbtisam Azem’in romanı; İsrail’de yaşayan Filistinlilerin bir anda ortadan kaybolduğu varsayımını şehir ve hafıza üzerinden kuruyor. Fantastik öncülü asıl ilginç kılan, yokluğu büyük bir numara gibi değil, gündelik hayatın içinden düşünmeye açması.
Salt Beyoğlu’nda 16 Eylül’de açılacağı duyurulan Özer Kabaş sergisi; adı, sanatçının işlerini kendi dönemleriyle birlikte düşünmeye açan bir sergi çerçevesi kuruyor.
Aportrait, bağımsız müziklere odaklanan Şimdiki Zaman köşesinde Lost Tapes albümüyle yer alan bir müzik projesi; albümün ardındaki hikâye de dinleme merakı uyandırıyor.
Her konserinde biçim değiştiren, dinleyiciyi deneyin içine çağıran deneysel bir müzik projesi; sabit bir performanstan çok küçük bir tiyatro kazası hissi bırakıyor.
Kanada'da, doldurulmuş yer sincabı figürleriyle artık var olmayan bir kasabanın hafızasını koruyan küçük müze; sergisi biraz hüzünlü, biraz da kasaba tiyatrosu gibi.