Agonist figürü, klasik protagonist-antagonist karşıtlığını gevşetip birbirine zıt karakterleri aynı dramatik düzlemde buluşturan anlatı figürüdür; Heat’te gerilim, karşı tarafı yok etmekten çok onu tanımaya açılır.
Mary Heilmann, dalgalı ve gökkuşağı tonlarındaki soyutlamalarıyla resme neşe ve sıcaklık taşıyan ressamdır; bana göre renkleri, geometrinin ciddiyetini usulca gevşetir.
Sophia Stel’in How to Win at Solitaire EP’si, yalnızlık, kabulleniş ve sevgi gibi duyguları gündelik ayrıntılara yaslanan şarkı sözleriyle taşıyan kısa bir müzik çalışması.
Diye Diye, Fuat Sevimay’ın romanıdır; Müge İplikçi’nin Zeytin Dalı programında konuşulan eser, tekrar duygusunu başlığında taşıyan bir edebiyat adresi gibi duruyor.
The Shards, Bret Easton Ellis’in yarı otobiyografik romanından uyarlanan Ryan Murphy dizisidir; ilk dört bölümü, gösterişli paket ile içerik arasındaki mesafeyi yokluyor.
Sahne dışı ses, kaynağı kadrajın dışında kalan ama filmin kurduğu mekân ve olay dünyasına ait olan sestir; kapı arkasındaki konuşma gibi, görünmeyen bir şeyi ses yoluyla kadraja dahil eder.
Queer Feminist Atlas, kadın sanatçıların üretimlerini farklı dönem ve disiplinler üzerinden ele alan bir sanat içeriği dizisi olarak anılıyor; 1800’lü yıllardan ses ve müziğe uzanıyor.
Salt, grafik tasarım odaklı arşiv ve araştırma süreçlerini etkinliklerle tartışmaya açan bir kültür kurumudur; tasarımı yalnızca ortaya çıkmış ürün değil, birlikte incelenen bir üretim alanı olarak görünür kılar.
Prepared PlayStation 2, modlanmış oyunlar üzerinden kendi kendini oynayan oyun imgeleri kuran bir video işidir; oyun burada oynanacak bir sistemden çok, seyredilen bir otomatiğe dönüşüyor.
Furness Hall, Frank Furness’in tasarladığı eski bir University of the Arts yurdudur; sanatçılar için uygun fiyatlı konutlara dönüştürülmesi planı, kültür yapısının yeniden kullanımını barınma meselesiyle yan yana getiriyor.
Bozcaada Caz Festivali, konserlerin yanı sıra panelleri de bir araya getiren müzik festivalidir; 2026 edisyonunda geçicilik fikrini merkeze alması, cazın anlık doğasını festivalin bütününe yayıyor.
Kendi kendine yapılan ev, ihtiyaç ve imkânlara göre parça parça büyüyen, bitmiş bir nesneden çok sürekli kurulan yaşam alanıdır; Santiago’daki örneklerde mimari, tamamlanmışlıktan ziyade değişme hâliyle dikkat çeker.
Agonist figürü, anlatıyı yalnızca protagonist ile antagonist arasındaki karşıtlıkla kurmayan; çatışan karakterlerin birbirini tanımasına ve empati kurmasına da alan açan anlatı figürüdür. Michael Mann’in Heat’i bu kavramla okunabilecek belirgin bir örnek sunar.
Kültür-sanat gönüllülüğü, sergi, festival ve setlerde karşılığı ile güvencesi belirsiz emeğin deneyim kazanma vaadiyle normalleştirilebildiği çalışma biçimidir; gönüllü sözcüğü burada her zaman özgür bir seçimi anlatmaz.
Michael Heizer’ın City’si, Nevada çölünde on yıllara yayılarak kurulan anıtsal bir arazi sanatıdır; Lily Belmira’nın bunu ücretsiz oynanabilir bir video oyunu olarak yeniden kurması, dev ölçeği ekranda dolaşılabilir bir manzaraya dönüştürüyor.
Doğaya Sanat Programı, doğa, çevre ve kültürle ilişki kuran sanatsal pratikler için Kaz Dağları’nda araştırma, üretim ve paylaşımı bir araya getiren bir sanat programıdır; doğayı yalnızca temsil edilen değil, birlikte deneyimlenen bir ilişki alanı olarak düşünür.