Yuval Abraham ve Rachel Szor’un Gazze’deki sivil ölümlerin arkasındaki mekanizmayı araştırdığı film; Venedik gösterimi Filistin bayrakları eşliğinde 24,5 dakika ayakta alkışlandı.
Set emekçisinin görünmeyen işlerinden biri de filmin hafızasını tutmaktır: bir bardaktaki suyun seviyesi, oyuncunun elindeki nesne ya da ceketin düğmesi sonraki planda aynı kalır. Seyirci bunu fark etmeyebilir; fark ettiğinde sahnenin zamanı dikiş yerinden açılır.
Olivia Wilde’ın, ilişkisi bitmiş bir orta sınıf çiftin üst kat komşularını duvarlardan taşan mahrem seslerin ardından akşam yemeğine çağırmasını anlatan filmi; apartman nezaketini bitmiş bir ilişkinin tuhaf sosyal provasına çeviriyor.
İlk albümü *SES*’i yayımlamaya hazırlanan ÖTE, Oğul Avcı’yla temelleri atılan bir müzik projesi; kurucusunun lise yıllarında black metal grubunda çalmış olması biyografiye hoş bir dip gürültüsü ekliyor.
Trafalgar Square’de mavi elbiseli, yürürken tasvir edilen bir kadını kamusal alanda anıtsallaştıran eser; belirli bir tarihî kişiyi temsil etmekten çok kent yaşamındaki sıradan kadına yöneliyor.
Gençlik, aidiyet ve teknoloji ekseninde kurulan A Teen Odyssey, seyirciyi telefonlarını kapatmamaya çağıran başlangıcıyla dijital alışkanlığı oyunun dışına itmek yerine sahneye çağırıyor.
Kanal-Centre Pompidou, Centre Pompidou ile Brüksel’deki Kanal kurumunun iş birliğiyle eski bir Art Deco Citroën garajında kurulan kültür kompleksi; yıllar süren planlama ve tadilatın ardından 28 Kasım’da açılması planlanıyor.
Ortaçağda ruhsal sıkıntılara dair bakım tasvirleri yalnızca reçetelerden ibaret değil; egzersiz, bahçeler, hayvanlar, sosyalleşme ve müzik de bu çerçevenin parçası.
Kings of Leon’un Can We Please Have Fun sonrasındaki yeni albümü; prodüksiyonu grubun üstlendiği çalışma, My Whole World single’ıyla birlikte 6 Kasım’da yayımlanacak.
Japonya Sanat Derneği'nin verdiği Praemium Imperiale, 2026'da resimde Jenny Holzer'i, heykelde Andy Goldsworthy'yi, mimarlıkta Daniel Libeskind'i, müzikte Herbert Blomstedt'i, tiyatro ve sinemada Cate Blanchett'i onurlandırdı.
Iraz Akçam’ın performans ve yaratıcı ekibinde yer aldığı, ekolojik yas fikri etrafında kurulan sanat işi. Başlığındaki imkânsız cenaze sorusu, doğa kaybını soyut bir duygu olmaktan çıkarıp elle tutulur bir ritüel arayışına çeviriyor.