Eğitimle bağın zayıflaması, çocuğun eğitimle ilişkisinin yalnızca kayıt ya da devam sayılarıyla değil, öğrenme ve okula erişim deneyimiyle birlikte düşünülmesini gerektiren durumdur. Save the Children Türkiye’nin üç kentte yürüttüğü araştırmaları aktaran haberde ekonomik güçlükler, ulaşım sorunları, öğrenme kayıpları, zorbalık ve dışlanma bu bağı zayıflatan etkenler arasında sayılıyor; bulgu araştırmanın kapsadığı koşullarla sınırlı.
devamsızlık çizelgesi dolmadan da okul ile bağ gevşeyebilir; derste soru sormayı, yardım istemeyi veya ödev teslim etmeyi bırakan öğrenci kâğıt üzerinde sınıfta, öğrenmenin kıyısında kalabilir.
öğrencinin okulla bağını ölçerken kurumun temas kurma kapasitesi de hesaba katılmalı. veliye yalnız devamsızlık bildirimi göndermek, kaçırılan konuyu telafi etme yolunu göstermemek ya da görüşmeyi sadece disiplin diliyle kurmak, öğrencinin davranışını açıklamak yerine bağı daha da gevşetebilir. aynı devam oranı, bir öğrencide düzenli destekle, diğerinde ulaşım ve iletişim engeliyle birlikte yaşanabilir. (bkz: ulaşım yoksulluğu)
öğrenme bağı, öğrencinin verdiği cevabın sonrasında ne olduğunu görebilmesine de bağlı. yanlış yalnız puan olarak dönüyor, sonraki denemeye nasıl geçileceği gösterilmiyorsa ders yavaşça not cetveline dönüşür. öğrenci derse giriyor ama yeniden denemeyi bırakıyorsa devam çizelgesi neyi ölçüyor?
öğrenci okula döndüğünde karşısına birikmiş ödev, sınav ve eksik konu yığını çıkarsa dönüş günü sessiz bir telafi sınavına benzeyebilir. devam çizelgesinde adı yeniden görünür; fakat ilk haftanın yükü hafiflemiyorsa derse soru sorma ve yardım isteme cesareti geri gelmeyebilir. yoklama cetveli bu kadar küçük bir psikolojik romanı taşıyamıyor.
okulla bağın zayıflamasını anketle ölçerken en kopuk öğrencilerin cevap vermemesi ayrı bir sorun. cevaplayanların aidiyet ortalaması yükselirken, formu görmeyen ya da yarıda bırakan grup cetvelden düşebilir. yoklama da boşluğu kapatmaz: sınıfta olup ilişki kurmayan öğrenci görünür, okuldan tamamen çekilen görünmez.
bence eğitimle bağın zayıflaması bazen yoklama değil, dersin nereye bağlandığının görünmez kalmasıyla başlıyor. öğrenci konuyu anlıyor olsa bile bunu hangi soruya, işe ya da meraka bağlayacağını göremiyorsa derse dönmek için elinde yalnız not kalıyor; not da her zaman sağlam bir ip değil.
dersi anlamamak ile anladığını gösterecek yolu bulamamak aynı şey değil; eğitimle bağın zayıflaması bazen ikinci durumda başlar. sınıfta bir soruya cevap vermek; bilgiyi kurmak, eğitim dilinde toparlamak ve öğretmenin beklediği biçimi yakalamak gibi ayrı işlere bölünebilir. bunlardan birinde takılan öğrenci sessiz kaldığında, sınıf bunu kolayca ilgisizlik diye yazar. sözlü katılım, yazılı ödev ve yardım isteme kanalları ayrılmadığında ölçüm öğrencinin ne bildiğinden çok kuruma uygun konuşma becerisini kaydeder.