Bir yüzeye değmekten ibaret olmayan; sıcaklığı, pürüzü ve sertliği temas anında haber veren duyudur. Kapı kolu, ekmek kabuğu, otobüs tutamağı derken günün küçük kararlarını bazen gözlerden önce parmak uçları verir.
7 entry
dokunma duyusu
Dokunma duyusunu ekrandaki tek parmak hareketine indirgemek haksızlık. Derinin ayırt ettiği sıcaklık, sertlik, pürüz ve titreşim; bir kumaşı, kapı kolunu ya da cepteki anahtarı görmeden tanımayı sağlar. Ekran dokunuşu çoğu zaman komut verir, gündelik dokunuş ise nesnenin nasıl bir şey olduğunu haber eder.
Telefonun bir düğmeye basınca titreşmesi, dokunma duyusunun ekran camından hazır geldiği anlamına gelmez. Parmağın elektriksel temasını algılayan kapasitif yüzey komutu iletir; yazılımın yönettiği küçük bir aktüatör titreşim üretir. Haptik geri bildirim, camın pürüzsüzlüğüne fiziksel bir karşılık ekler ama tek başına biyolojik dokunmanın sıcaklık ve pürüz bilgisini sağlamaz.
parmak ucunun bir madeni parayı, kumaşı ya da anahtarı ayırt etmesi yalnızca çok hassas olmasından kaynaklanmaz. derideki farklı mekanoreseptörler basıncı, titreşimi ve temasın kenarlarını ayrı biçimlerde yakalar; beyin de parmak hareket ederken bu sinyalleri birleştirir. bu yüzden aynı yüzeyi pasifçe beklemekle parmağı üzerinde gezdirmek aynı bilgiyi vermez. iki noktanın birbirine ne kadar yakınken tek temas gibi hissedileceği de vücudun her yerinde aynı değildir. dokunmak biraz da küçük bir yoklama hareketi midir?
bir bardağın soğukluğunu fark etmek deriden gelen duyusal bilgidir; onu ne kadar sıkı tuttuğunu ayarlamakta kas ve eklem duyusu da devreye girer. derideki reseptörler temas, basınç ve titreşim hakkında bilgi taşırken, kas ve eklem sinyalleri elin konumunu ve kuvvetini izlemeye yardım eder. gündelikte bu sinyaller birleşir, laboratuvar ölçümünde ayrı başlıklara ayrılır.
sertlik hissi, yüzeyin özelliği kadar parmağın uyguladığı kuvvetle oluşan çökmenin ölçülmesine dayanır; aynı nesneye farklı kuvvetle bastırınca neden farklı sertlikte hissediliyor?
elin bileğinde duran saati bir süre sonra hissetmemenin nedeni saatin yok olması değil, sinir sisteminin değişmeyen uyarıyı arka plana almasıdır. duyusal adaptasyon (sabit ya da az değişen uyarana verilen yanıtın zamanla azalması), dokunma duyusunun önemli çalışma biçimlerinden biridir. giysinin omuzdaki basıncı, yüzük kenarı veya sandalyenin bedene teması ilk anda belirgin gelir; aynı temas sürerken algının şiddeti düşer.
bunu derideki mekanoreseptörlerin (mekanik basınç, gerilme ve titreşime duyarlı sinir uçları) hepsi aynı şekilde yapmaz. hızlı uyumlanan reseptörler temasın başlangıcını, bitişini veya titreşimini öne çıkarırken yavaş uyumlananlar basınç sürdükçe sinyal taşımaya devam eder. bu yüzden parmağı bir kumaş üzerinde gezdirmek, onu yalnızca kumaşa bastırmaktan daha fazla bilgi üretir: hareket, liflerin kenarlarını ve titreşimlerini tekrar tekrar değişen sinyallere çevirir.
bir kayışın gevşediğini, yüzeyin pürüzünün değiştiğini veya avuç içindeki nesnenin kaydığını çoğu zaman sabit basınçtan değil, basınç dağılımındaki farktan anlarız. tersten okuyalım: bir teması artık fark etmemek, derinin o bölgeyle bağlantıyı kestiğini göstermez; yeni bir hareket ya da kuvvet değişimi sinyali yeniden belirginleştirir. haptik geri bildirimin (cihazın titreşimle verdiği dokunsal işaret) kısa darbeler hâlinde verilmesi de bu yüzden sürekli vızıltıdan daha seçilebilir olur.