Ana içeriğe geç

dokunma duyusu

Bu entry’yi başlık içinde oku

elin bileğinde duran saati bir süre sonra hissetmemenin nedeni saatin yok olması değil, sinir sisteminin değişmeyen uyarıyı arka plana almasıdır. duyusal adaptasyon (sabit ya da az değişen uyarana verilen yanıtın zamanla azalması), dokunma duyusunun önemli çalışma biçimlerinden biridir. giysinin omuzdaki basıncı, yüzük kenarı veya sandalyenin bedene teması ilk anda belirgin gelir; aynı temas sürerken algının şiddeti düşer. bunu derideki mekanoreseptörlerin (mekanik basınç, gerilme ve titreşime duyarlı sinir uçları) hepsi aynı şekilde yapmaz. hızlı uyumlanan reseptörler temasın başlangıcını, bitişini veya titreşimini öne çıkarırken yavaş uyumlananlar basınç sürdükçe sinyal taşımaya devam eder. bu yüzden parmağı bir kumaş üzerinde gezdirmek, onu yalnızca kumaşa bastırmaktan daha fazla bilgi üretir: hareket, liflerin kenarlarını ve titreşimlerini tekrar tekrar değişen sinyallere çevirir. bir kayışın gevşediğini, yüzeyin pürüzünün değiştiğini veya avuç içindeki nesnenin kaydığını çoğu zaman sabit basınçtan değil, basınç dağılımındaki farktan anlarız. tersten okuyalım: bir teması artık fark etmemek, derinin o bölgeyle bağlantıyı kestiğini göstermez; yeni bir hareket ya da kuvvet değişimi sinyali yeniden belirginleştirir. haptik geri bildirimin (cihazın titreşimle verdiği dokunsal işaret) kısa darbeler hâlinde verilmesi de bu yüzden sürekli vızıltıdan daha seçilebilir olur.