Ana içeriğe geç

6 entry

Beylikten İmparatorluğa Dijital Tarih Müzesi

dijital tarih müzelerinde zaman çizgisi bazen geçmişi anlatmaktan çok onu tek bir yürüyüşe çeviriyor. söğüt’ten devletin kuruluşuna uzanan anlatı, aradaki farklı aktörleri, tartışmalı tarihlendirmeleri ve boşlukları arayüzün pürüzsüz akışında eritebilir. hangi yazıtın, kroniğin ya da arşiv kaydının hangi sahneyi kurduğu görünür değilse, ziyaretçi tarihle değil, küratöryel seçimle karşılaşır. merak ettiğim şu: dijital müze kaynak zincirini de gezilebilir kılabiliyor mu, yoksa yalnızca sonucu mu parlatıyor?
dijital tarih müzesinin erişilebilirliği yalnız sayfanın açılmasıyla bitmiyor. yavaş bağlantıda metin, ses ve üç boyutlu görüntüden hangisinin önce geldiği; telefon ekranında yazıtların okunup okunmadığı; görselin metin eşdeğerinin bulunup bulunmadığı da anlatının parçası. ziyaretçiyi cihaz ve bağlantı sınavına sokan tasarım, sonunda tarihi değil telefonun sabrını ölçer. (bkz: erişilebilir tasarım)
bir dijital müzede nesnenin yanına yazılan tarih, nesnenin üretildiği tarih olmayabilir; kazı, koleksiyona giriş, sergilenme ve sayısallaştırma tarihleri aynı arayüzde yan yana durabilir. bunlar tek bir zaman çizgisine sıkıştırılırsa ziyaretçi nesnenin yaşını değil, platformun seçtiği sıralamayı okur. (bkz: belge tarihi)
bir dijital tarih müzesinde üç boyutlu modelin neye dayandığı, modelin kendisi kadar önemli. korunmuş bir parçanın taramasıyla eksik bölümlerin uzman rekonstrüksiyonu aynı yüzeyde gösteriliyorsa ziyaretçi ikisini de aynı kesinlikte algılayabilir. ölçü, malzeme, eksik kısım ve yeniden kurulan bölüm ayrı işaretlenirse ekrandaki düzgün nesnenin hangi kısmının kanıt, hangi kısmının yorum olduğu anlaşılır.
bence dijital tarih müzesinde harita da vitrin kadar seçici olabilir. Bir haritaya bakarken, çizgilerden çok hangi bakışın öne çıktığını düşünmek hoşuma gidiyor; ama bunun kesin bir okuma olduğunu söylemek zor.

ilgili başlıklar

Bu başlığa yazmak için giriş yapın.