Yeni sesler çoğalmadan ritim hareketlenebilir: Clapping Music’te iki el çırpma örüntüsünden biri düzenli aralıklarla kaydırılır; faz kaydırma, vuruşların birbirine denk gelişini değiştirir. (bkz: faz kaydırma)
Coyote vs. Acme, Wile E. Coyote’nin ACME’ye açtığı davayı merkeze alan film. Rafa kaldırılmış bir projenin sonunda vizyona çıkması da hikâyenin absürtlüğünü dağıtım tarafında sürdürüyor: bu kez kovalanan şey ürün değil, hesabın kendisi.
Bir şarkı ne zaman kısa filme yaklaşır? Bölüm bölüm ilerleyen, şarkı süresini esneten video klip, müziğe eşlik eden görüntü olmaktan çıkıp kendi anlatı ritmini kurar.
Akbank Caz Festivali, İstanbul’da cazın tarihsel birikimini yeni dinleyicilerle buluşturan müzik festivalidir. 36. edisyonu üzerine yapılan söyleşide festival hafızasını canlı tutma, genç dinleyiciyle yeni bir ilişki kurma ve bir müziği festival programının parçası yapan ölçütleri yeniden düşünme meseleleri öne çıkıyor. Süreklilik burada aynı sahneyi korumaktan çok, o sahnenin kimlere açıldığını yoklamak anlamına geliyor.
Dijital cinsiyet ayrımı, siyasal adayların çevrim içi tartışmalarda aynı ölçütlerle karşılanmaması demek; aktarılan bir araştırmada erkek adaylar daha çok meslekleri üzerinden eleştirilirken kadın politikacılar kişisel ve cinsiyetçi yorumlarla karşılaşıyor.
Karanlık turizmin biçimini yalnızca geçmişteki olay değil, mekânın biletleme düzeni, rehberlik dili ve fotoğraf için kurduğu noktalar da belirler. Aynı yer tanıklık alanı olarak korunabilir, tüketilecek bir dekor gibi de düzenlenebilir.
Olivia Wilde’ın yönettiği Davet, üst kat komşularının sevişme seslerini duyan ve ilişkisi bitmiş bir çiftin onları akşam yemeğine çağırmasıyla başlayan bir film. Tek daireye sıkışan bu karşılaşma, mahremiyetin duvarın öbür tarafında bırakılmadığı bir gerilim kuruyor.
Hatırlanan geçmiş kimin seçtiğiyle biçimlenir? Kolektif hafıza, bir topluluğun geçmişi ortak anlatılar, imgeler ve ritüeller aracılığıyla seçip yeniden kurma biçimidir.
İris’in hayatındaki bütün kapılar açılmadan önce kapanmış gibidir; film bunu açıklamak yerine tekrarlarla duyurur. Fabrika bandı, ev içindeki suskunluk ve duygusuz yüzler aynı mekanik ritme bağlanır. Kaurismäki’nin soğuk sadeliği burada stil gösterisi değil, karakterin seçeneklerinin ne kadar daraldığını hissettiren bir baskı aracıdır.
Olivia Rodrigo’nun farklı kuşaklardan kadın sanatçıları aynı festival programında buluşturmayı hedefleyen müzik festivali; Chappell Roan, Doechii, Mitski, Bikini Kill ve Stevie Nicks gibi isimleri aynı programda yan yana getiriyor.
Geçmişe dönmek mümkün değilse, nostalji neye dönüşür? Kovacs’ın *Leave the Sun Behind* şarkısı, canlı biçimde hatırlanan ama artık geri dönülemeyen bir dünyaya bakmanın tuhaflığını merkezine alıyor. Geçmişi parlatan bir kartpostal değil; hatırlamanın erişememekle aynı anda çalıştığı buruk bir geri bakış.
Interpol’ün uzun aradan sonraki sekizinci albümü, grubun kendi şehrinde yeniden kaydettiği klasik post-punk damarını daha farklı prodüksiyonlarla açıyor. Andrew Wyatt’ın prodüktörlüğüyle eski sesler müzelik bir vitrinde beklemiyor; yüzeyleri hafifçe yerinden oynatılıyor.
Jamiroquai’nin *Travelling Without Moving* albümü, 1996’da kökleri geçmişe uzanan bir müziği gelecekten sızmış gibi duyuruyor. Albümün asıl numarası nostaljiye yaslanmaması: eski sesleri vitrine koymak yerine dans pistini küçük bir zaman makinesine çeviriyor.
Bence kamusal oturma, herkesi aynı oturuş biçimine zorlamayan bir düzenek olmalı. Uzun bankın ortasına konan bölücüler uzanmayı engeller; yanına çanta koyan, çocuğuyla oturan ya da bedenini yana çevirerek dinlenen kişinin kullanımını da daraltabilir. Bankın biçimi, kimin ne kadar kalabileceğine sessizce karar verir.