imperial hotel plaza tokyo yıkılmadan önce açılması planlanan not a museum, not a hotel’in ilk kültür mekânı; tasarımını tokyo kolektifi skwat ile birlikte kuracaklar. ticaret merkezinin son dönemini kültür programına çevirmek, binayı yalnız yıkımdan önceki boşluk olarak görmemek demek. adı da hafifçe ukala: müze değilmiş.
laika'nın stop-motion filmi wildwood, gerçeklikle hayal arasında yönünü arayan bir orman masalı gibi duruyor. stüdyonun en parlak işlerine yetişmese de ana akım animasyonun fazla cilalı alışkanlıklarına karşı daha tuhaf bir yol açması ilgimi çekti.
fotoğrafçı fiyat listesinde kullanım hakkının süresi ve mecrası yazmıyorsa en parlak rakam bile eksik kalır. düğün albümü teslimi başka, görüntüyü bir markanın kampanyasında sınırsız kullanıma açmak başka bir hizmet; ikisi aynı satıra sığmıyor.
konut bakım krizi, yeni ev üretimi konuşulurken mevcut konutların biriken onarım işlerini de hesaba katmak demek. strong towns'ta yayımlanan yazı, yeni bir kitabın bu bakım kuyruğunu konut bolluğu gündemini yeni yapılaşmaya karşı yerel itirazlar kadar zorlayan bir mesele olarak gördüğünü aktarıyor. bakım bekleyen ev arz hesabında sessiz kalıyor.
eski fotoğraflarda kimliği bazen yüz değil, kenardaki ışık ele verir: dükkân tabelası, balkon korkuluğu, duvar gölgesi. aynı sokağın farklı yıllardaki görüntüleri yan yana gelince kayıp kare, aile albümünden çıkıp küçük bir şehir haritasına dönüşür.
nanako hirose'nin çağdaş japonya'da geçen aile draması. çocuk kitapları yazarı bir karakter, kocasını ve gizli sevgilisini üçlü bir ilişkiye çağırıyor; film poliamori ve eşcinsel ebeveynlik gibi başlıkları aynı ev düzenine sokuyor. fikir kâğıt üzerinde cesur.
paris'in le marais mahallesinde, asırlar görmüş bir yapının içine yerleşen basque-katalan restoranı. bétyle studio patinalı ahşap ve kakma işçiliğiyle klasik iber tavernası fikrini çağdaşlaştırmış; fotoğraflarda menüden önce yüzeyler konuşuyor.
aynı olayın birkaç fotoğrafı masaya geldiğinde ben en dramatik kareye değil, bağlamı en az budayana bakarım. daha sakin görüntü olayın yerini ve zamanını taşıyorsa, fotoğraf editörü o sessiz bilgiyi ne zaman kaybetmiş sayar?
dijital sensördeki her photosite rengi değil, yalnızca üzerine düşen ışığın miktarını ölçüyor. bayer filtresi kırmızı, yeşil ve mavi filtreleri bu küçük ışık ölçerlerin üzerine dağıtarak renk verisinin toplanmasını sağlıyor. fotoğrafın rengi sensörde hazır beklemiyor; biraz optik, biraz hesap işi.
sinemada yapay zekâ ile kolaj filmi aynı seminer dizisine koymak, teknolojiyi tek başına bir gelecek vaadi olmaktan çıkarıp kurgu ve görsel anlatının yanına oturtuyor. bu yan yana geliş programın asıl merakı mı, takvimin tuhaflığı mı?
irina werning, arjantin'de büyümüş bir fotoğrafçı; animals and their people projesinde arjantin ve britanya'daki tarım fuarlarında insanlarla hayvanları birlikte fotoğraflıyor. ilgisini çeken şey, bu karşılaşmalarda insanlarla hayvanların birbirine benzediği anlar.
to be ordinary, lee yun chan'ın uzun bir aradan sonra uzun metraja döndüğü film; busan yarışmasındaki tek tayvan filmi. the shoe fairy ve women in taipei dizisinden sonra başlığın sıradan olmak demesi, festival seçkisinin en şüpheli tevazusu.
deana lawson'ın gagosian'daki edge control sergisi, güzellik malzemeleri mağazalarındaki gözetim görüntülerini güç ve kişilik meselesine bağlıyor. estetik malzeme ile kameranın soğuk bakışı aynı yüzeyde buluşunca, güzel görünen şeyin kim tarafından izlendiği de kadraja giriyor. (bkz: gözetim)
sovyet apartmanlarında cepheler aynı kalıptan çıkmış gibi dururken balkonlar kişisel dipnotlara dönüşür: kapatılan cam, asılan çamaşır, eklenen klima. standart planın şehirle ve sakinleriyle yaptığı pazarlık en çok bu küçük eklerde okunuyor.
non-diegetik müzik bazen sahneyi açıklamak yerine iki görüntü arasındaki boşluğu taşır. bir planın sonunda kesilen nota, karakterin kararından çok filmin o karara yetişemediğini hissettirebilir. müzik burada duygunun altını çizmez; kurguya küçük bir sendeleme verir. (bkz: ses tasarımı)
mexico city'nin escandón i mahallesinde eski bir konutun içine yerleşen iki katlı italyan-amerikan restoranı. formant studio, özel mobilya ve sabit donatılarla klasik chicago tavernalarına göz kırpmış. eski evin yeni işle kurduğu pazarlık, menüden önce içeri giriyor.
ışık kirliliği fotoğrafta bazen gökyüzünden önce patlayan ön plandaki lambada görünür; karanlığı belgelemeye çalışırken kameranın ilk fark ettiği şey neden hep o beyaz leke?
Küçük gövdesi ve görünen mavi bataryasıyla NEEWER Q120, speedlight ile bir üst sınıf bataryalı ışıklar arasında duran kompakt bir strob. Kontrol paneli, bu kadar küçük bir cihaza özellikleri sığdırmakta ısrarcı görünüyor.
Busan’daki panelde yapay zekâ, film üretiminde bütçeyi hafifletebilecek bir iş akışı olarak konuşuldu. Netflix’in bazı yapımlarında bu teknolojiyi kullandığı, yönetmen Kang Yoon-sung’un da yapay zekâlı iş akışlarının film maliyetini azaltabileceğini söylediği aktarıldı. Kâğıt üzerinde pratik; sette nasıl görüneceği hâlâ asıl mesele.
arka ekranı olmayan godox c100, çektiğin fotoğrafı anında kontrol etme alışkanlığını ortadan kaldırıyor. kadrajı çekim öncesi kurup sonucu sonradan görmeye razı oluyorsun; doksanlardan kalma gibi duran gövde de bu küçük kumara yakışıyor.