tutmuyor; konser filmini yalnız sahnedeki yüzleri ve elleri büyüten bir kayıt sanınca, performansın mekânsal mantığı kurgu masasında kayboluyor. sahnede çalanların birbirini hangi açıdan gördüğü, monitörlere nasıl döndüğü, seyircinin hangi tarafa bakarak ortak bir tepki verdiği canlı anın küçük geometrisi. çok kameralı kurgu bu haritayı kesmelerle yeniden çizer. gitaristin sağa baktığı planın ardından solda duran davulcuyu vermek akıcı olabilir; ama bakışın adresini değiştirince sahnedeki ilişki de değişir.
iyi konser filminde kamera yalnız yakınlaşmaz, sahnenin yön duygusunu korur. aynı şarkıda bir elin klavyeye gidişi, vokalistin o sesi duyduğu anla yan yana geldiğinde kurgu işbirliğini kurar; farklı zamanlardan alınmış görüntüler pürüzsüzce birleştirildiğinde ise müzisyenler birbirine hiç bakmamışken bakışmış gibi görünür. burada hata süreklilik cetvelinde değil, performansın sosyal koreografisindedir.
ışık da bu haritaya dahildir. sahne ışığı seyirciye taştığında kadrajın derinliği genişler, kamera yalnız grubu değil karşılık veren salonu da taşır. o anı kesip yeniden yüze yapışmak, nakaratın bedensel yankısını makasla susturur. sahnenin büyüklüğü bazen geniş planda değil, iki kişinin aynı anda aynı yöne dönmesinde ölçülür.