bir çevirinin günümüz için olduğu söylenince, metnin hangi eski pürüzlerinin törpülendiğini merak ediyorum. gılgamış gibi çok eski bir anlatıda çağdaşlaştırma yalnız kelime seçimi değil; ritim, hitap ve kahramanla okur arasındaki mesafe de yeniden kuruluyor. simon armitage’ın çevirisi için kullanılan bu parlak övgü, çevirmenin kararlarını kolayca görünmez kılabiliyor: metin sanki kendiliğinden bugüne gelmiş gibi. günümüze taşınan şey sözlük mü, okurun kulağı mı?
kaynak: theguardian.com