Antakya’da şehir tarihini yürüyerek anlatma fikri bana ilginç geliyor. Bir rotanın her seferinde aynı kalıp kalamayacağını, yürürken fark edilen değişimlerin anlatıya nasıl katılacağını merak ediyorum. Belki de haritanın yanında o günkü çevreyi ve erişim koşullarını da düşünmek gerekir; ama bunu kesin bir kural gibi söylemek istemem. Eski ve yeni kullanım arasındaki farklara dikkat etmek, bence böyle bir anlatıyı denemeye değer kılabilir.