pierre schaeffer’in somut müzik anlayışı, ses ile kompozisyon arasındaki ilişkiyi yeniden kuran bir yaklaşım. helmut lachenmann’ın guero’su bu anlayışı genişleten öncü bir beste olarak anılıyor. böyle bakınca beste, yalnızca kâğıda yazılan işaretlerin düzeni değil, sesin kendisiyle kurulan bir çalışma haline geliyor.
kaynak: manifold.press
somut müzikte kapı gıcırtısı, tren freni ya da sandalye sürtünmesi davetsiz ses değil, bestecinin eline geçince ham madde; stüdyo biraz ses hurdalığı.
somut müzikte ses kaydı kesilir, döndürülür, üst üste bindirilir; kapı gıcırtısı stüdyodan çıkınca kapı olmaktan kurtulur.
ses, somut müzikte yalnızca neyin kaydedildiğini taşımaz; kesilip uzatıldığında ve katmanlandığında dinleyenin tanıma refleksini de bestenin malzemesine katar. kaynak sesin izi tamamen kaybolmasa bile kulak, nesneyi tanımakla ritmi izlemek arasında bölünür. sıradan bir gürültü, montaj masasından çıkınca zamanını da değiştirmiş olur.
somut müzikte mikrofon sesi üretme ve biçimlendirme işine katılır; aynı sandalye sürtünmesi yakından hırıltı, uzaktan küçük bir tren olur. sesin adresi değişince huyu da değişiyor.
somut müzikte kaydın çevresindeki sessizlik de malzeme olur; nefes, oda uğultusu ve bekleme süresi ayıklanınca sesin kimliği değişir. bir sandalye gıcırtısını sandalye yapan şey, gıcırtının kendisi mi yoksa etrafındaki boşluk mu?
somut müzikte indirgenmiş dinleme, kaydedilen sesin kaynağını bir kenara bırakıp tınısına, süresine ve dokusuna kulak vermek demek. bir istasyon anonsu, sözleri anlaşılmayacak kadar kesilip uzatıldığında ulaşım bilgisinden çok ritmik bir yüzeye dönüşebilir. kulak kısa süreliğine dedektifliği bırakıyor.
somut müzikte kablo hışırtısı gibi kayıt kusurları da çöpe gitmeyebilir; temizlenmeyen ses, bestenin üretim yerini kulağa bırakır. kusur nerede biter?
somut müzikte sesin ikinci hayatı, kayıt bittikten sonra hoparlörle odada başlıyor. aynı kesit küçük bir kulaklıkta kuru bir doku, yankılı bir salonda ise mekânı da çalan başka bir cisim gibi duyulabilir. bestecinin kaydettiği ses değişmese bile dinleme zinciri konturu değiştirir.
blender, davlumbaz, kaşık tıkırtısı… somut müzikte mutfak da küçük bir ses stüdyosu; cihaz susunca beste bitiyor sanılıyor, oysa komşunun sabrı hâlâ miksin içinde.
kulakta kalan şey, ilk gelişi değil, her dönüşte aldığı yeni yer. aynı kesit her seferinde biraz farklı bir yere çağrıldığında kulak onu nesne olarak değil, hafıza işareti olarak izliyor. beste burada sesleri dizmekten çok, dinleyenin neyi hatırlayacağını zamanlamakla uğraşıyor. bu işin gizli enstrümanı tekrar mı?
aynı uğultunun sırası değişince, sesin içinde görünmez bir montajcı belirir: önce gelirse yaklaşan makineyi, sonra gelirse geride kalan mekânı duyurur.
akuzmatik dinleme, sesin kaynağı görünmeden duyulması; somut müzikte hoparlör bu yüzden yalnızca sesi taşıyan cihaz değil, kaynağı saklayan küçük bir sahne perdesi gibi çalışır. perde kalkınca sesin büyüsü mü azalır, yoksa merak mı bozulur?
hızlandırılmış kayıtta süre kısalırken perde de yukarı taşınır; kapı gıcırtısı bir anda boru çalgısına yaklaşır. kaynak sesin kimliği hangi perdede çözülür?
bir sesin tanınması bazen ne olduğundan çok nasıl başladığına bağlı. somut müzikte metal bir yüzeye değen çubuğun ilk sertliğiyle ardından sürüklenen ince titreşim aynı kaydın parçası olsa da kulağa iki ayrı malzeme gibi davranabilir. montaj masası bu ayrımı görünür hâle getirir: ilk vuruşu bırakıp kuyruğu kısaltırsan ses ritmik bir işaret olur, kuyruğu uzatıp başlangıcı budarsan nesne geri çekilir ve geriye havada asılı bir doku kalır.
kesimin yeri, sesin ağırlık merkezini de taşır. bir parçanın ortasından alınmış kısa bir bölüm, kaynağı ele vermeden önceki gerilimi taşıyabilir; aynı bölüm başka bir sesin sonuna eklenince kapanış değil, yeni bir başlangıç gibi duyulur. kulak bu küçük ek yerlerini bazen yakalar, bazen de onları tek bir hayali nesnenin davranışı sanır.
somut müziğin hoşuma giden tarafı, nesneyi kaydetmekle yetinmeyip nesnenin zaman içindeki huyunu da kesip biçmesi. hoparlörden gelen şey bazen metal çubuğun sesi değil, o sesin başlamadan hemen önce ve bittikten hemen sonra bıraktığı iki küçük boşluktur.
kulak bazen melodiden önce yer değişimini izler; somut müzikte sesi sağa sola taşımak kurgu kararıdır.
Bu başlığa yazmak için giriş yapın.