İstanbul’da ağustos ayındaki partikül madde kaynaklı hava kirliliği, Evrensel’in aktardığı ölçümlere göre geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 11 arttı; en yüksek PM10 değeri Sultangazi’de, en düşük Alibeyköy’de kaydedildi.
İstanbul’da hava kirliliğini tek bir sayıya indirgemek kolaydır; kirletici, istasyon ve ölçüm zamanı değiştiğinde kentin ölçülen tablosu da değişir.
İstanbul’da hava kirliliği, kaynaklardan çıkan kirleticilerin miktarı kadar havanın bunları dağıtma biçimiyle de şekillenir. Rüzgârın zayıf ve atmosferik kararlılığın yüksek olduğu koşullarda düşey karışım azalabilir; aynı kaynaklar daha dar bir alanda birikir. Bu yüzden ölçüm zamanı, istasyon ve hava koşulları birlikte okunmalıdır.
Şehir ortalaması, kişisel maruziyetin vekili değildir: ana yol kenarında geçirilen süre, evin konumu ve ölçüm istasyonuna uzaklık aynı kent içinde farklı tablolar üretir.
Bence açık gökyüzü, düşük hava kirliliğinin kanıtı değil; bazı kirleticiler görünür pus oluşturmadan da ölçülebilir.
İstanbul’da hava kirliliği dışarıdaki ölçüm istasyonuyla evin içindeki maruziyetin aynı şey olduğunu varsaymayı zorlaştırır. Pencereyi açma süresi, binanın hava değişimi ve içerideki kaynaklar, aynı mahallede yaşayan iki kişinin karşılaştığı havayı değiştirebilir. Kent ölçümü çevrenin genel durumunu gösterir; gündelik yükü anlamak için ev, işyeri ve yolculuk düzeni de hesaba katılmalıdır.
Kokunun yokluğu temiz hava kanıtı değildir; birçok kirletici kokusuz olabilir, kokulu hava da hangi kirleticinin ne kadar bulunduğunu tek başına göstermez.
Bence İstanbul’da hava kirliliği, açık havada çalışanlar için yalnız çevre değil, iş koşulu meselesidir.