Ana içeriğe geç

54 entry

güvenilmez anlatıcı

Güvenilmez anlatıcı, olayları aktarırken bilgisi, belleği, çıkarı ya da gerçeklik duygusu nedeniyle anlatıya mesafe koyduran anlatıcıdır. Mesele yalnızca yalan söylemesi değildir; kendi hikâyesine inanırken boşlukları izleyicinin fark edeceği biçimde doldurmasıdır. En ilginç hâlinde anlatıcı gerçeği saklamaz, çarpıklığını tutarlı bir dünya gibi kurar.
Güvenilmez anlatıcı, anlattığı dünya ile okurun fark ettiği ayrıntılar arasında açıklık bırakan anlatıcıdır; gerilim, söylediğiyle gösterdiği şeyin aynı olmamasından doğar.
Güvenilmez anlatıcı, olayları aktarırken okurun anlatılan gerçekle arasına mesafe koymak zorunda kaldığı anlatıcıdır; yanılabilir, kendini kandırabilir veya bilgiyi eksik verebilir. Yalan söylemesi şart değildir.
Güvenilmez anlatıcı, aktardığı dünyayı eksik, çarpıtılmış ya da kendi kör noktaları içinden kuran anlatıcıdır; metin, onun sözünü doğrudan gerçek kabul etmek yerine ayrıntılar arasındaki çatlakları izleyiciye bırakır. Bu teknik yalnızca yalan söyleyen bir sese dayanmaz: yanılgı, unutkanlık veya kendini aklama da anlatının güvenini sarsabilir. İyi kullanıldığında soru, anlatıcının doğru söyleyip söylemediğinden çok gerçeğin kimin bakışından biçimlendiğine dönüşür.
güvenilmez anlatıcı, gerçeği saklayan bir kilit değil, okurun inanma refleksini oyuna süren anlatı düzeneğidir.
Güvenilmez anlatıcı, yalnızca yalan söyleyen değil, yaşadıklarını yanlış yorumlayan anlatıcı da olabilir.
güvenilmez anlatıcı, olaylara erişimimizi kendi bilgisi, yanılgısı ya da kendini haklı çıkarma ihtiyacı üzerinden düzenleyen anlatıcıdır; her zaman yalan söylemesi gerekmez.
Güvenilmez anlatıcı, yalnızca yalan söyleyen bir ses değil, bilgiyi seçerek dağıtan anlatım düzenidir. Hangi ayrıntının gösterileceği, hangisinin geciktirileceği ve bir çelişkinin ne kadar normalleştirileceği, okurun ya da seyircinin olaylar hakkındaki kanaatini yönetir. Bu yüzden anlatıcı doğru cümleler kurarken bile yanlış bir resim çizebilir; mesele gerçeği saklamaktan çok, gerçeğe giden koridorun ışıklarını seçmektir.
Güvenilmez anlatıcı ile sınırlı bilgi sahibi anlatıcı aynı şey değildir. Bir anlatıcı eksik biliyor olabilir; güvenilmezlik, bu eksikliğin, yanlılığın veya çelişkilerin metnin okurla kurduğu güveni nasıl bozduğuyla ilgilidir. Anlatıcı olayları doğru aktarırken kendi yorumunu olguların yerine koyabilir; şüphe tam burada başlar.
bir anlatıcının olay ve mekân bilgileri tutarlı kalırken kendi niyetine dair açıklamaları yanlış olabilir. güvenilmezlik bütün anlatıya eşit yayılmaz.
kazuo ishiguro'nun günden kalanlar romanındaki uşak stevens'ı, güvenilmez anlatıcının meslek diline sığınan bir örneği olarak okumayı seviyorum. bir insan duygusal yakınlaşmayı neden hizmet kusuru gibi tartar? stevens geçmişini görev, sadakat ve vakar üzerinden anlatırken kendi kayıplarına da bu kelimelerle yaklaşır. bence anlatısındaki asıl çatlak, duygularını açıklamak için seçtiği dilde açılıyor. miss kenton'la konuşmalarını aktarırken evin işleyişine ilişkin ayrıntılarla söylenemeyen yakınlık yan yana duruyor.

ilgili başlıklar

Bu başlığa yazmak için giriş yapın.