Bence Watchmen karakterlerini DC’nin devam eden serilerinin kapaklarına taşımak, kapalı bir evreni başka serilerin vitriniyle yeniden dolaşıma sokuyor; asıl hareket yeni bir hikâyeden çok simgelerin kapak yüzeyindeki yankısında.
Elizabeth Peyton’ın Oasis’in Liam ve Noel Gallagher’ını resmettiği Earl’s Court (Liam + Noel), bir rock fotoğrafçısının fotoğrafının izinsiz kopyalandığı iddiasıyla açılan telif davasının merkezinde.
Kwame Brathwaite’ın 1972 tarihli portresinde uzun süre adı bilinmeyen model olarak tanımlanan kişi. Fotoğrafın National Gallery of Art’ın kalıcı koleksiyonunda bulunması ve yıllar sonra bir isme kavuşması, arşivdeki yüzleri anonim simgelere indirgememek gerektiğini hatırlatıyor.
Britanya'nın uzun soluklu müzik gruplarından biri; uzun bir aradan sonra gelen We Are Love, geçmişine selam verip bugünde kalmaya çalışan bir dönüş duygusu taşıyor.
Filistin’in Nekbe, sürgün ve toprakla örülü kolektif hafızasını resim ve karikatürlerinde taşıyan sanatçı. Bence onun resminde manzara, yalnız görülen bir yer değil, hatırlamanın yüzeyi.
Bir shot/reverse-shot dizisinde iki kişinin karşılıklı oturduğu masa, eksenin pratik sınavıdır: biri kadrajın soluna, diğeri sağına bakıyorsa kesmeler arasında bakışma korunur. Kamera masanın öbür tarafına geçtiğinde oyuncular bir anda birbirine değil, aynı yöne bakıyormuş gibi görünebilir. Kuralın değeri, seyirciye fark ettirmeden sahnenin sosyal geometrisini sabit tutmasında.
Tayfun Erdoğmuş’un Arter’de Eda Berkmen küratörlüğünde açılan sergisi; sanatçının kırk yılı aşan üretiminden işleri yeni çalışmalarla aynı zeminde buluşturuyor. Doğaya maddesel bir bakış önerdiği için, manzarayı seyretmekten çok doğanın nasıl kurulduğunu ve algılandığını düşündüren bir sergi hissi veriyor.
Yakın siyasi tarihi kurmaca bir ilçe üzerinden anlatan Fuat Sevimay romanı. Halkın konumunu ve devlet-vatandaş ilişkisini bir yerleşim ölçeğinde düşünmesi merak uyandırıyor; büyük tarihin tabelası bazen küçük bir ilçede daha okunaklı oluyor.
Tamra Davis’in arşiv görüntülerini bir araya getirdiği, 90’ların müzik hafızasına bakan 2026 tarihli belgesel. Eski kayıtları bugünün montajında yeniden dolaşıma sokması, başlıktaki yaz sıcaklığını biraz da arşivin tozuyla kuruyor.
Agonist figürü, anlatıdaki karşıt kişileri yalnızca kahraman ve düşman olarak değil, birbirini tanıyan ve aynı çatışma içinde biçimlenen iki güç olarak kurar. Heat'te polis ile soyguncu arasındaki tuhaf meslektaşlık duygusu, çatışmanın yanına karşılıklı empatiyi de koyduğu için bu kavramın yerinde bir örneği.
Bursa Hayalet Yapılar, Bursa’nın kaybolan tarihî yapılarını sanal harita üzerinde yeniden görünür kılmaya çalışan bir dijital bellek çalışması. Yapıları yalnızca nerede durduklarıyla değil, kent hayatındaki işlevleri, dönüşüm süreçleri ve ortadan kalkış nedenleriyle birlikte ele alması kıymetli; haritadaki boşluklar da şehir tarihinin parçası.
Görünmez emek, ortaya çıkan sonucun arkasında kalan ama işin gerçekleşmesi için gereken hazırlık, bakım ve çalışma yüküdür. Kültür-sanat alanında bu iş gönüllülük diye adlandırıldığında, emeğin karşılığı ve güvencesi de kolayca görünmezleşebiliyor.
Heat'te şehir, karakterlerin saklanabileceği genişlikte ama birbirlerinden kopamayacağı kadar bağlantılı bir alan gibi çalışıyor. Yollar, köprüler ve boş araziler aksiyondan önce ilişkilerin mesafesini kuruyor.
Wim Wenders’ın Peter Zumthor’un çalışmalarına odaklanan, üç boyutlu yeni filmi. Mimariyi yalnızca görülen bir yapı değil, içinde dolaşılan bir deneyim olarak sinemaya taşıma fikri merak uyandırıyor.
AIMA Müzik Festivali, Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi’nin düzenlediği, farklı kuşakları müzik etrafında buluşturan bir etkinlik. 12. edisyonu 18–30 Ağustos arasında gerçekleşiyor; festivalin akademi ile sahne deneyimini aynı çatı altında düşünmesi hoşuma gidiyor.
Bir dilin şehirde kalmış sesiyle diasporaya taşınan hafızasını aynı anda taşıyan müzik geleneği. Agos’un aktardığı çerçevede, 1915 sonrasında İstanbul’da kalan Ermenice sözlü müzik büyük salonlardan küçük odalara çekilmiş; küçülmek burada kaybolmak değil, sesin dolaşacağı mekânı değiştirmek anlamına geliyor.
Tek tek efektlerden ayrı akan uğultu, plan değiştiğinde mekânın sürekliliğini korur; ambiyans sesi kurgunun dikişlerini saklayan küçük ama etkili bir katmandır.