Haritayı yalnız yerleri gösteren bir araç değil, hangi bilginin resmî sayılacağını belirleyen tarihsel bir iktidar düzeni olarak kuran anlayış. Orta Avustralya’da yerli bilgi ve sanatın sömürgeci haritalamayı yeniden yazması, geçmişi düzeltmenin bazen haritanın kurduğu otoriteyi de değiştirmek anlamına geldiğini gösteriyor. (bkz: ekolojik hafıza)
R.E.M.’nin yol hâlini sese çevirdiği albüm; gitarlar prova odasında değil, hareket hâlindeki bir grubun içinden geçiyor. Şarkılar parlamaktan çok ilerliyor, albümün asıl cazibesi de burada.
Meta Muse, Meta’nın kişisel yapay zekâ asistanı; e-posta gönderme ve seyahat rezervasyonu gibi işleri tarayıcı üzerinden yürütebilen, daha büyük hedeflerde planlama ve koordinasyona uzanan bir yardımcı olarak tanıtıldı. Yapay zekâ asistanı lafını menüden çıkarıp yapılacaklar listesine sokmaya çalışıyor.
Artificial, Luca Guadagnino’nun yönettiği; Andrew Garfield’ın Sam Altman’ı canlandırdığı, OpenAI’ın kuruluş süreciyle Altman’ın görevden alınma dönemini odağına alacağı aktarılan film. Teknoloji şirketi dramına bu kez ekran değil kamera bakıyor.
El falı, avuç içindeki çizgileri gizli anlamlar taşıyan işaretler gibi okumaya çalışan kehanet pratiği; ele bakıp hayata bir hikâye uydurmanın zarifçe ısrarcı yolu.
Steve Reich’ın müziğinde makine nerede bitip insan nerede başlıyor? Clapping Music gibi işlerde düzen kâğıt üzerindeki bir fikir olarak kalmıyor; elin, nefesin ve zamanlamanın küçük farklarıyla canlılaşıyor. Tekrar burada mekanik değil, bedensel bir mesai.
Kuantum teknolojisi, kuantum mekaniğinin özelliklerinden yararlanarak hesaplama, iletişim ve ölçüm için yeni yollar geliştirmeyi amaçlayan araştırma alanıdır.
Bence sokak gölgelendirmesi yalnız yürüyeni değil, durakta bekleyen ya da kapı önünde kısa süre duran kişiyi de korumalı; kamusal serinlik biraz da bekleme hakkı.
Akıştan düşen içerik bazen yanlış olduğu için değil, geri çağrılmadığı için unutulur; sosyal medya algoritması görünürlüğü böylece hatırlama ihtimaline de bağlar.