Ha Leylim soruşturması, Mabel Matiz’in aynı adlı şarkısı hakkında başlatıldığı bildirilen müstehcenlik soruşturması ve LGBTİ+ örgütlerinin buna son verilmesi çağrısıyla gündeme gelen olaydır. Bir şarkı sözünün adli dosyaya dönüşmesi, kültürel üretimin sınırlarını kimin çizdiğini gündelik haberin içinden görünür kılar.
Market arabasını yerine bırakmamak, alışverişin son ortak işini başkasının dönüş yoluna bırakmaktır; araba, otoparkta küçük bir kamu görevi gibi başıboş kalır.
Asansör kapısını tutmak, nezaketi birkaç saniyeliğine taşıma kapasitesine çevirmektir; bekleyen biner, tutan da apartmanda hâlâ bir düzen olduğuna inanır.
Ortak stokta son ürünü kullanmak tüketim değil, sorumluluğu bir sonraki kişiye bırakma biçimidir; boş kutu yerinde durduğu sürece evde herkes hâlâ masum görünür.
Duyuru panosuna not asmak, apartmanın küçük meselesini herkesi ilgilendiren bir kamu işine çevirme biçimidir; kayıp terlikten aidat hatırlatmasına kadar bina, panoda kendi bültenini çıkarır.
Kapıda ayakkabı biriktirmek, evin içiyle dışı arasındaki sınırı ayakkabıların sayısıyla müzakere etmektir; misafir gelince düzen değil, delil toplama telaşı başlar.
Poşeti kapı koluna asmak, alışverişi yerleştirmeyi birazdan yapacakmış gibi ertelemenin ev içi biçimidir. Poşet, kapının yanında sallanan küçük bir yapılacaklar listesine dönüşür.
Apartman toplantısı, ortak yaşamın küçük bütçesini kişisel adalet kürsüsüne çeviren meclistir. Aidat konuşulurken herkes yalnız gideri değil, binada kimin ne kadar söz hakkı olması gerektiğini de hesabına yazar.
Çanta içi kriz kiti, hazırlıklı olmanın çantaya sığan hâlidir; ihtiyaç anında işe yarayan yalnızca nesne değil, hazırlıklı görünmenin küçük otoritesidir.