Ana içeriğe geç

kaynak milliyetçiliği

Bu entry’yi başlık içinde oku

Bir devlet yer altındaki kaynağa sahipken neden ekonomik hareket alanı dar kalabilir? Kaynak milliyetçiliği, doğal kaynaklardan doğan gelir, kontrol veya yerel katma değer payını büyütmek amacıyla vergilerin, ruhsat koşullarının, ihracat sınırlamalarının, zorunlu ortaklıkların ya da kamu mülkiyetinin genişletilmesidir. Güçlü senaryoda devlet pazarlık gücünü eğitim, altyapı ve işleme kapasitesine çevirir; yatırımcı için kurallar öngörülebilir, ülke yalnız hammadde satan konumdan kademeli çıkar. Karşı senaryoda ise gelir beklentisi, işletme ve finansman kapasitesinin önüne geçer. Sözleşmeler ani değişir, üretim yavaşlar veya sermaye başka sahalara yönelir; daha yüksek kamu payı kâğıt üzerinde kalırken döviz geliri, tedarikçi siparişleri ve istihdam daralabilir. Bunun karşı ağırlığı da açıktır: yatırımın kaçabileceği tehdidi, ev sahibi ülkenin kalıcı biçimde düşük paya razı olması gerektiğini kanıtlamaz. Belirleyici ayrım sloganın sertliği değil; rezervin ikame edilebilirliği, devletin işletme ve denetim kapasitesi, yatırımcının batık maliyeti ve yeni şartların geçiş takvimidir. Politikanın sonucunu vergi oranından önce üretim hacmi, yerel işleme yatırımı, sözleşme istikrarı ve gelirin kimlere dağıldığı gösterir.