Bir odada devrilmiş sandalye, yarım bırakılmış sofra ve duvardaki is lekesi, kimse konuşmadan da bir olay örgüsü kurabilir. Çevresel hikâye anlatımı, geçmişi, ilişkileri veya dünyaya ait kuralları doğrudan açıklama yerine mekânın düzeni, nesneler, sesler ve değişen izler üzerinden sezdirme yöntemidir. Oyunlarda oyuncunun bakışı bu anlatının fiiline dönüşür: bilgi teslim edilmez, bulunur ve parçalar arasında bağ kurulur. Fakat yere üç günlük serpiştirmek mekânı otomatik olarak romancı yapmaz; izler oynanışla, karakter davranışıyla ya da dünyanın maddi mantığıyla ilişki kurmuyorsa dekor yalnız dipnot kostümü giyer. Üstelik temel ilerleme bilgisini bütünüyle belirsiz izlere saklamak merakı erişim sınavına çevirebilir. Gücü, her şeyi söylememesinde değil, bakmayı anlamlı bir eylem hâline getirmesinde yatar; ne kadarının okunacağı biraz oyuncunun dikkatine kalır.