Çevresel anlatıda yarım kalmış sofra, aşınmış eşik ya da kapıya yığılmış ayakkabılar yalnız dekor değildir; mekânın kimler için ve hangi gündelik düzene göre yaşadığını söyler. Böylece görünmeyen sakinlere de rol dağıtılır: kimin çalıştığı, kimin beklediği, kimin dağınıklığının doğal sayıldığı nesneler üzerinden sezdirilir. Elbette her eski sandalye sınıfsal manifesto değildir; bazen sandalye sadece prodüksiyonun bulabildiği sandalyedir.