Bir yapıtın en parlak anı çoğu zaman tek bir imzaya yazılır; o anı taşıyan kurgu, ışık, çeviri, ses temizliği, prova ve bakım emeği ise jenerikte hızlandırılmış küçük harflere dönüşür. İmza gerekli bir odak olabilir, fakat odağın kendisini bütün üretim sanması kültürel hafızayı yoksullaştırır. Her katkıyı eşit büyüklükte sergilemek de çözüm değil; iş bölümü telefon rehberine çevrilince yine kimse görünmez. Daha iyi soru, hangi estetik kararın hangi zanaat zincirinden geçtiğini gösterebilmektir. Başyapıt anlatısı bazen iyi aydınlatılmış bir ekip fotoğrafından kesilmiş vesikalıktır.