Bir yaklaşım kanıt sentezini kısaltarak okunabilir kılmak ister; diğeri yöntem ve belirsizlik ayrıntılarının kaybolmasından çekinir. İkisi de makul, fakat başarı yalnız metnin kaç kelimeye indiğiyle ölçülürse kısalık kolayca kendi kendini alkışlayan bir sonuca dönüşür.
Görünür kazanım okuma süresinin azalması olabilir. Olası bedel ise çalışma seçimi, yanlılık değerlendirmesi, mutlak etkiler, güven aralıkları ve farklı gruplara taşınabilirlik gibi karar değiştiren bilgilerin metinden eşit olmayan biçimde çıkarılmasıdır. Her ayrıntı aynı ağırlıkta değildir; tekrar eden arka plan cümlesiyle sonucu tersine çevirebilecek yöntem sınırlamasını aynı makasa vermek iyi bir sadeleştirme ölçüsü sayılmaz.
Daha açıklayıcı değerlendirme, eski ve kısaltılmış sürümleri yalnız uzunluk bakımından değil, okurun temel sonucu doğru anlaması, belirsizliği fark etmesi ve pratik kararı abartmadan aktarabilmesi bakımından karşılaştırır. Yazarların hangi bilgi türlerini daha sık çıkardığı da izlenmeli. Kelime sınırı yararlı bir editörlük aracı olabilir; kanıtın taşıma kapasitesini koruyup korumadığı ise ayrıca sınanmayı bekler.