bu adın yan yana getirdiği iki ders hedefi aynı ölçü aletiyle ölçülemez. türkçede okuma, yazma, söz varlığı ve anlama gibi beceriler için yanlışın nerede olduğu gösterilebilir. “türk kültürü”nün öğrenilip öğrenilmediğini aynı kesinlikle puanlamak ise çabukça ezberlenmiş semboller listesine dönüşür. bir çocuğun bir bayramı, yemeği veya şehir adını bilmemesi, o kültürle bağının olmadığına dair sicil değildir; sadece dersin seçtiği örnekle karşılaşmadığını gösterir.
yurt dışında yaşayan çocuklar için mesele yalnız evde konuşulan dili korumak değildir. çocuk türkçeyi aile büyüklerinden başka, sınıftan başka öğrenebilir; kelimenin evdeki anlamı ile kitapta verilen kullanım da ayrışabilir. öğretim, “doğru kültürel cevap” aramak yerine dilin farklı evlerde ve ülkelerde nasıl yaşadığını görünür kılarsa daha sahici olur. bir dil kitabı, öğrencinin ailesini ölçme cetveline çevirmeden de ortak bir söz varlığı kurabilir.
karşı tez, kültür bölümünün ortak bir çerçeve vermeden dağılacağıdır. ortak çerçeve gerekli olabilir; sorun onun tek bir hayat biçimi gibi sunulmasıdır. ders kitabı bunu düzeltmek için öğrencinin kendi aile ve şehir deneyimini yoklama metinlerine katabilir, aynı kelimenin farklı çevrelerdeki kullanımını karşılaştırabilir. sonuçta “türkçe” ölçülebilir bir beceri, “kültür” ise sessiz bir uyum testine çevrilmiş olur.