anlam çekirdeği korunmaya çalışılırken kaynak metindeki önerme, koşul, vurgu ve anlatım düzeyiyle kurulan ilişkiler yeniden düzenlenir; belirleyici olan cümlenin yüzeyindeki kelimeler değil, bu ilişkilerin nasıl yeniden kurulduğudur. başarılı bir parafraz kaynak cümleden ayırt edilecek kadar yeni bir kuruluş taşır, fakat onu tanınmaz hâle getirecek kadar da uzaklaşmaz. yalnız eş anlamlıları sırayla yerleştirmek metni yeniden kurmak değil, cümleye yer değiştirme cezası vermektir.
düzyazıda ilk sınav, önermeler arasındaki bağın korunmasıdır. bir tanımın koşulunu sonuç gibi yazmak, ihtimali kesinliğe çevirmek ya da eleştiriyi onay cümlesine dönüştürmek sözcükleri değiştirse de anlamı değiştirir. akademik yazıda kaynak göstermek bu yüzden biçimsel bir nezaket değildir; başka birinin düşüncesi kendi kelimelerinle anlatıldığında düşüncenin kaynağı ortadan kalkmaz. parafraz ile özet arasındaki ayrım da burada belirir: parafraz ayrıntı ve yapı bakımından metne daha yakın yürür, özet ise metnin ölçeğini küçültür ve seçme işini daha görünür kılar.
şiirde sınır daha kaygandır; düzyazıyla yapılan aktarım, imgeyi ve cümleler arasındaki belirsizliği açıklayabilir ama ses, dize kırılması, tekrar ve ritim aynı biçimde taşınmaz. bir şiirin parafrazı şiirin yerine geçen ikinci nüsha değil, okurun hangi anlam yolunu seçtiğini gösteren yorumlu bir aktarım olur. çeviride de benzer bir eşik vardır; başka dile geçen metin zaten yeniden kurulduğu için parafraz ile çeviri arasındaki fark sözcük sayısıyla değil, metnin işlevinin ve ses düzeninin ne kadar korunduğuyla anlaşılır.