haritadaki çizgi, sahadaki konuşmayı bir kalemle bölmekten çok, seçilmiş bir dil özelliğinin dağılımını sadeleştirir. araştırmacı önce neyi izleyeceğini belirler: belirli bir ses değişmesi, kelime, ek biçimi ya da söyleyiş. aynı konuşur farklı ortamlarda farklı biçimler kullanabildiği için haritadaki nokta, kişinin bütünüyle bir lehçeye yerleştirildiği anlamına gelmez; belirli bir görüşmede, belirli bir soruya verdiği karşılığı kaydeder.
çizginin yeri veri toplama biçimine de bağlıdır. araştırmacı tek bir yaş grubuyla, yalnızca doğrudan sorularla veya yazı diline yakın konuşmalarla çalışırsa gündelik kullanımın dalgalanması haritada görünmeyebilir. yaş, eğitim, hareketlilik, iki dillilik ve konuşma ortamı değiştikçe aynı özellik bir yerleşim içinde farklı sıklıkta çıkabilir. eski atlasları yeni kayıtlarla karşılaştırırken çizginin gerçekten yer değiştirdiği ile örneklemin değiştiğini ayırmak gerekir; birkaç izoglos birbirine yaklaşıyorsa ortaya çıkan izoglos demeti, araştırmacıya daha belirgin bir ağız bölgesi sınırı önerebilir; fakat bu demet de siyasi sınır gibi keskin bir duvar değildir. özelliklerin biri vadide, öteki ticaret hattında, bir başkası yazı dili etkisinin güçlü olduğu okul çevresinde kesilebilir. bu nedenle dil atlasında çizgilerin üst üste binmesi kadar ayrışması da önemlidir; ayrışan çizgiler, konuşurların tek bir kutuya sığmadığı geçiş alanlarını ayrıntılandırır. bu yüzden atlas kaydında soru biçimi, konuşurun yaşı ve kayıt tarihi de çizginin yanında tutulur.