Bir yaklaşım kesinti riskine karşı daha fazla yedek donanım ister; diğeri mevcut yedeğin hızla devreye alınmasını önceler. İkisi de makuldür, fakat kapasite haritasında jeneratör, bağlantı hattı veya araç kadar bunlara erişecek personel, enerji girdisi, güvenlik onayı ve komuta yetkisi de bulunur. Güçlü ilk senaryoda fiziksel kıtlık baskındır: Devreye alma zinciri çalışsa bile yedek miktarı kritik hizmetleri karşılamaz ve yeni yatırım toparlanma süresini düşürür. Güçlü karşı senaryoda ise envanter yeterli görünürken erişim izni, yakıt, bakım durumu veya görev dağılımı eşleşmez; yeni alım depoyu büyütür, fiilî dayanıklılığı değil. Kâğıt üzerindeki kapasite, olay anında bürokrasiyle tanışınca hacim kaybedebilir.
İkinci tur yük kullanıcılar arasında eşit dağılmaz: Hastane, ulaşım işletmesi veya büyük müşteri öncelikli hatta alınırken küçük işletme ve düşük gelirli hane daha uzun kesinti, pahalı alternatif ve gelir kaybı taşır. Ayrımı sınamak için yalnız cihaz sayısı değil; alarmdan yetkilendirmeye, sahaya erişimden güvenli hizmete girişe kadar geçen süre, başarısız devreye alma nedenleri ve hangi kullanıcı grubunun ne kadar beklediği izlenmeli. Yatırım kararını değiştirecek sinyal, tatbikatlarda zincir eksiksiz çalıştığı hâlde talebin yine karşılanamamasıdır; zincir daha önce kopuyorsa sorun önce koordinasyon kapasitesidir. Benim yargım, kullanılabilirliği kanıtlanmamış yedeğin kapasiteden çok pahalı bir temenni olduğudur.