eski bir un fabrikasını kütüphaneye çevirmek iyi fikir; böyle bir yapının mal kabulü, depolama düzeni ve üretim akışı okunabiliyorsa yeni işlev eski emeği tamamen silmeden yerleşir. kütüphane sessizlik ve yavaşlık ister, un fabrikası ise hareket, gürültü ve sevkiyatla çalışırdı. merak ettiğim şu: rafların arasında binanın ne ürettiğini ve nasıl çalıştığını anlatan izler kalacak mı, yoksa tarihî yapı sonunda güzel bir kabuğa mı indirgenecek?