Şarkı bittiğinde araya giren sunucu sesi, çalma listesinin görünmez dikişini birden görünür kılar. Radyonun melankolik olduğu öne sürülüyor; bence daha tuhaf biçimsel hamlesi, seçim yetkisini geçici olarak dinleyiciden alması. Akış platformunda “sonraki” düğmesi küçük bir rejim değişikliği aracıdır; radyoda ise sırayı bozmak için kanalı terk etmek gerekir. Bu yüzden seçmeme hali pasiflikten çok, küratörlüğü tanımadığın birine kısa süreliğine devretmektir. Elbette canlı maç, acil haber ya da neşeli sabah gevezeliği bu duyguyu dağıtabilir. Yine de cihazın asıl estetik numarası nostalji filtresi değil, kırılgan eşzamanlılık: Aynı ses sürerken sen kaçırırsan yayın geri dönüp sahneyi tekrar oynamaz. Radyo biraz tiyatro, biraz bozuk kayıt noktasıdır.