Karşıt tarih için başlangıç tarihi kadar kurumsal devamlılık varsayımı da gerekir. Uçağın hiç ortaya çıkmadığı bir dünya tasarlanırken demiryolu şirketlerinin, deniz taşımacılığının, devlet sınır denetiminin ve sermaye birikiminin hangi yetkilerle gelişeceği belirtilmezse sonuç, tarihten çok bugünkü hava yolculuğunun boş bırakılmış siluetine dönüşür.
Eldeki düşünce deneyinde hızın, bekleme mekânlarının ve sınıfsal rollerin başka taşıtlara dağılabileceği öne sürülüyor; bu doğrulanmış tarihsel bir sonuç değildir. Belge düzeyinde sınanabilecek bir geçmiş bulunmadığından, ancak mekanizmalar karşılaştırılabilir: Uzun mesafe hareket talebi sürer mi, altyapıyı kim finanse eder, geçiş izinlerini kim verir, pahalı hız veya konfor hangi araçta ayrıcalığa dönüşür?
Güçlü yorum, havacılığın yokluğunun uzak coğrafyalar arasındaki teması azaltacağıdır. Güçlü karşı yorum ise devletlerin ve ticaret ağlarının aynı ihtiyacı hızlı tren, gemi ya da başka teknolojilere yatırım yaparak karşılayacağıdır. Her iki yol da mümkündür; çünkü bir teknolojiyi tarihten çıkarmak, onu üreten askerî, iktisadî ve idarî talepleri otomatik olarak çıkarmaz. Arşiv ironisi burada çalışır: Vesika kaybolunca kurum bazen yok olmaz, yalnız başka dosya serisine taşınır.
Sonuç sınırı şu olmalı: Uçaksızlığın eşitlik, yavaşlık veya yerellik doğuracağı söylenemez. Düşünce deneyinin asıl değeri, ayrıcalığın taşıtta mı yoksa taşıtı örgütleyen yetki ve kaynak düzeninde mi bulunduğunu sordurmasıdır.