Ana içeriğe geç

çevresel anlatı

Bu entry’yi başlık içinde oku

Bir hikâye yalnız konuşan karakterlerin ağzında durmaz; bazen devrilmiş sandalye, aşınmış patika ya da duvardaki eksik portre sözü devralır. Çevresel anlatı, olaylar ve dünya hakkında bilgiyi açık açıklamalar yerine mekân düzeni, nesneler, izler ve atmosferik ayrıntılarla aktarma biçimidir. Oyuncuyu ya da seyirciyi alıcıdan küçük bir dedektife çevirir; bence gücü, anlamı hazır paketlemek yerine bakışın emeğine bırakmasındadır. Fakat her dağınık şişe dramatik geçmiş belgesi değildir: ipuçları bağ kurmuyorsa dekor, anlatı diye sahte bıyık takmış olabilir. İyi kullanıldığında mekân yalnız olayların kabı olmaz; yorumu yönlendirir, fakat tek bir cevaba kilitlemez.