Bir tesis kapanırken ücretin, yerel vergi gelirinin ve bakım düzeninin aynı gün yeni sektöre taşınmaması, çevresel dönüşümün en görünür pratik sonucudur. Adil geçiş; iklim ve çevre politikalarının yararları ile iş, gelir, eğitim ve zaman maliyetlerini çalışanlar, haneler, bölgeler ve kuşaklar arasında hakkaniyetli dağıtmayı amaçlayan politika yaklaşımıdır.
Bu yaklaşım herkese aynı işi vaat etmekten ibaret değildir. Etkilenecek işlerin ve tedarik zincirlerinin önceden belirlenmesi; kapanış takvimi, gelir koruması, ücretli yeniden eğitim, sosyal hakların sürekliliği, yerel ekonomik çeşitlenme ve çalışanların karar sürecine katılımıyla birlikte yürütülmelidir. Finansmanın kamuya, işverene ya da enerji kullanıcısına hangi ölçüde yazıldığı açıklanmadığında adalet, hedef tablosunun uygulama satırında kaybolur.
Adalet gerekçesiyle kirletici faaliyeti süresiz korumak da maliyeti geleceğe devreder. Makul sınır, dönüşümü ertelemek değil; takvimden önce bütçeyi, hak sahipliğini ve sorumlu kurumları ilan edip istihdam ve gelir sonuçlarına göre ara adımları düzeltmektir.