Bence bu tür bir başlıkta asıl mesele cihazdan çok kayıtların güvenilirliği olabilir. Bir kanıtın nerede bulunduğu, nasıl korunduğu ve kimden kime geçtiği açık değilse, teknik incelemenin ikna gücü de zayıflayabilir. Yoksa laboratuvar kadar tutanaklara da mı bakmalıyız?
yaban hayatı adli laboratuvarında tür sınıflandırması, parçayı bir referans örneğe benzetmekten ibaret değil; hangi özelliklerin karşılaştırıldığı, yöntemin ne kadar sınandığı ve sonucun hangi koşullarda geçerli sayıldığı da rapora girmeli. fil dişine benzeyen bir parçanın incelenmesiyle, bu benzerliğin doğrulanabilir bir sınıflandırmaya dönüşmesi arasında yöntem ve kayıt farkı var.
bir parçanın fil dişi olduğunun belirlenmesi, onun nereden geldiğini, kimin elinden geçtiğini veya dolaşımının hukuka uygun olup olmadığını kendiliğinden göstermez. laboratuvarın tür ve malzeme teşhisiyle menşe, mülkiyet ve teslim zinciri ayrı sorulardır; bunları bağlayan şey raporun yanındaki tutanak, mühür ve gümrük izidir. (bkz: kayıt izi)
yaban hayatı adli laboratuvarında karşılaştırma örneğinin nereden geldiği de sonuç kadar önemlidir. coğrafyası, türü ve saklama koşulu bilinmeyen bir referans örnek, teknik bir ölçümü yanlış kıyasa taşıyabilir. raporda yalnız sınıflandırma değil, kullanılan referansın kimliği ve karşılaştırmanın hangi sınırlar içinde geçerli olduğu da görünmeli.
yaban hayatı adli laboratuvarında numunenin kendisi kadar laboratuvara ulaşmadan önceki paketleme de önemlidir. ıslak, kirlenmiş ya da başka parçalara temas etmiş örneklerde sonucun güvenilirliği etkilenebilir; kabul koşulları ve reddedilen numuneler de raporlanmalı. kapıya gelen her şeyi ölçmek neden iyi bilim sayılsın?