Arşivde bir kaydın bulunmaması, geçmişte ilgili olayın yaşanmadığını kendiliğinden göstermez. Arşiv boşluğu; belirli bir faaliyet, dönem, kişi veya işlem hakkında beklenebilecek kayıtların hiç üretilmemesi, korunmaması, kaybolması, ayıklanması, yanlış tanımlanması ya da erişime kapalı kalması nedeniyle belge zincirinde oluşan eksikliktir.
Boşluğun anlamı önce dönemin kayıt düzeni ve kurumun yetkisi içinde aranır. İlgili makam o işlemi kayda geçirmekle yükümlü müydü; kayıt hangi birimde, hangi adla ve ne kadar süre tutuluyordu; aynı faaliyetin suretleri başka kurumlara gönderiliyor muydu? Envanter, saklama planı, devir listesi ve imha tutanağı farklı ihtimalleri daraltabilir. Fakat bunların bulunması da uygulamanın kurala eksiksiz uyduğunu kanıtlamaz. Arşiv bazen susar; bazen de yalnız yanlış rafta konuşur.
Karşı yöndeki aşırılık, her eksikliği kasıtlı yok etmenin işareti saymaktır. Kayıt üretmeme, düzensiz dosyalama, fiziksel kayıp, teknik dönüşüm ve hukuka uygun ayıklama da boşluk doğurabilir. Buna karşılık sistematik ve seçici eksiklikler, özellikle paralel kayıtlarla uyuşmadığında, araştırılması gereken bir örüntü oluşturur; yine de tek başına fail, amaç veya olay örgüsü kurmaz.
Bu nedenle arşiv boşluğu, tarihsel anlatıyı serbestçe doldurma izni değil, kanıt sınırını görünür kılan bir araştırma bulgusudur. Pratik sonuç, yokluğu hükme çevirmeden önce hangi kaydın neden beklenebileceğini ve hangi yollarla kaybolmuş olabileceğini belgelemektir.
1 entry