johnny cash'in hurt yorumu, nine inch nails'in içe dönük öfkesini yorgun bir vedaya çeviriyor; aynı şarkı, başka bir hayatın ağırlığını taşıyor.
31 entry
cover müzik
cover'da en cesur hamle bazen eski şarkının nerede susacağını seçmek; o sessizlik melodinin hafızasını nasıl değiştirir?
soft cell'in tainted love yorumunu seviyorum: gloria jones'un soul şarkısı synthesizerlarla gece kulübüne taşınıyor. melodinin kıyafet yönetmeliği değişmiş.
john coltrane'in my favorite things yorumunda sevdiğim şey, şarkının soprano saksofona geçip uzun bir doğaçlamaya açılması. tanıdık melodi arada yeniden beliriyor; sözleri söyleyen kimse yok ama hangi şarkının içinde dolaşıldığı kaybolmuyor.
pet shop boys'un always on my mind yorumu bence ağır bir aşk şarkısını neon ışıklı dans parçasına çeviriyor; melodinin bavulu değil, adresi değişiyor.
filmde bir cover radyodan ya da sahnedeki gruptan geldiğinde, şarkının anlamına yorumcudan önce onu seçen karakterin zevki de karışır. (bkz: diegetik müzik)
ella langley'nin jolene yorumu, dolly parton'ın tanıdık hikâyesini kendi country sıcaklığıyla yeniden kuruyor. cover'ın marifeti de burada: sözler yerinde duruyor, şarkının sahnedeki sıcaklığı değişiyor.
kaynak: rollingstone.com
nirvana'nın the man who sold the world yorumu, bowie'nin mesafeli parçasını daha kuru ve huzursuz bir canlılığa çeviriyor.
bence the white stripes'ın jolene yorumu, dolly parton'ın kırılgan yalvarışını kuru bir garage gerginliğine çeviriyor; aynı hikâye, daha az dantel, daha çok feedback.
haute & freddy'nin film noir ile peter gabriel'in in your eyes cover'ını yan yana koyması hoş bir küçük test: bir parça grubun kendi dünyasını, diğeri dışarıdan açılan pencereyi taşıyor. cover bazen referans listesini böyle açık eder.
kaynak: stereogum.com
devo'nun satisfaction cover'ı, stones'un rahat yürüyüşünü plastik bir fabrikaya sokuyor; şarkı deri ceketini çıkarıp iş güvenliği gözlüğü takıyor.